Don , Hollandalı yazar
Thomas Bernhard 'ın ilk eseri ve adını hikâyenin soğuk bir bölgede geçiyor oluşundan almış olduğunu düşünüyorum, konusu ise kısaca şöyle:
Viyana'da yaşayan bir cerrah, asistanı olan genç öğrencisini Weng isimli bir dağ köyüne ressam kardeşini gözlemleyip hakkında kendisine rapor vermesi için görevlendirir.Önceleri sadece izlese de ressamın ilginç,sıradışı davranışları ve düşünceleri genç doktoru etkisi altına alır, artık sadece gözlemlediği kişi ressam değil bizzat kendisinden izler gördüğü ürpertici bir aynadır.
Zaman zaman ara verme ihtiyacı hissettiğim yorucu, bunaltıcı bir eser olduğunu belirtmeliyim.Daha ilk satırlardan başlayan bir birinden ağır, karamsar bu cümlelerin nedeni yazarın travmatik hayatı hakkında biraz bilgi edindiğimde benim için daha anlaşılır oldu.
Bernard,romanının baş kahramanı köy halkı tarafından dışlanan,davranışları tutarsız tuhaf bir karaktere sahip olan ressamın ağzından insana, topluma daha doğrusu tüm varlığa olan duygu ve düşüncelerini yansıtmıştı.
Hemen herşeyle kavgalı olan ressamın en dikkat çekici yanı bana göre kendi varlığına duyduğu uzlaşmaz kavga,benliğine yabancılaşma hâli ve gerçeklik algısının bozulmuş olmasıydı.
Aslında pek çok insanın kendisi ve diğer varlıklarla ilgili duygusal sancılar, kavram kargaşaları yaşaması gayet doğal bir durumken ressamın bunu çok kesif ve kesintisiz bir şekilde yaşıyor oluşu oldukça ürkütücü aynı zamanda da yorucu bir etki oluşturuyordu.
Romanın sonunda gözlem yapan anlatıcının doktora gönderdiği mektuplar ressamın bu karanlık dünyasının çarpıcı bir tahlili olmuştu.
Ressamın küçük yaşlardan itibaren yaşadığı pek çok zorluk onu iflah olmaz bir karanlığa itmiştir ki bu, anlatıcının ifadesiyle ressamın varoluşsal bir kırılma yaşamasına neden olmuştur. Ressamın özellikle kendi iç dünyasından, toplumdan, doğadan kısacası tüm varlıktan ve varoluşun kendisinden en çok bahsettiği duygu hâlinin tiksinti oluşu bana oldukça ilginç geldi.
Romanın sonunda anlatıcı, ressamın o karanlık,umutsuz dünyasından etkilendiğini hem duygu ve düşüncelerinin hem de dünyaya bakışının artık eskisi gibi olmadığını fark ettiğini ifade eder.
Evet çok sıkıldım fakat kitabın bana kattığı en büyük duygu yaşadığımız zorluklar her ne olursa olsun, karanlığa alışmamak ve ona teslim olmamak gerektiğiydi.