Bernhard’ın edebiyatı kısaca ‘takıntılı bir yok etme’ edebiyatı ve kesintisiz bir dille yapıyor bunu. Devletle, kurumlarıyla ve toplumla öfkeli bir hesaplaşma. 2. görsele bknz. Bernhard okumanın hazzı başka…
Don, Bernhard’ın temel mesellerini barındıran harikulade bir ilk roman. Preslenmiş bir Bernhard külliyatı gibi. Staj yapan bir tıp öğrencisi, danışmanın ressam kardeşini gözlemlemek için ücra bir dağ köyüne gönderiliyor. Öğrencinin bu Weng adlı köyde ressamla sohbetlerini, izlenimlerini yazdığı günlüklerini ve sonda yer alan mektuplarını okuyoruz. Bernhard okurlarının iyi bildiği -dedi, -demiş olarak tekrarlı üslubuyla aktardığı düşünceler ilk kitapta da var. Sadece paragraflarla ve noktalama işaretleriyle Bernhard’ın arası henüz iyi:) Taşra yaşamını, eğitimi, sağlık hizmetlerini, aile kurumunu, kitleleri, bireyin sinmişliğini vs. ressam karakteriyle eleştirirken aşağısı ve yukarısı üzerinde duruyor. Aşağının aşağılık olmadığını da, aşağısının ve yukarısının cehennem olduğunu da belirtiyor.
“Rüyalar bile soğuktan telef oluyor. Her şey soğuk oluyor. Hayal gücü, her şey.” Burada, handa hiçbir zaman sözümona ‘yüce’ bir düşünceye varmamış.
Don’un uzun zamandır baskısı yoktu, @tuzelmus çevirisi @yapikrediyayinlari ‘ndan tekrar yayımlandı. Bernhard okumalarında es geçilmemesi gereken bir kitap.
Profilimde öne çıkanlarda bir Bernhard köşesi var, diğer kitapları için bakabilirsiniz. Bernhard en sevdiğim yazarlardan, sorularınızı da her zaman yazabilirsiniz.