Tahmini Okuma Süresi:
7 sa. 56 dk.
Sayfa Sayısı:
280
Basım Tarihi:
Eylül 2016
İlk Yayın Tarihi:
1963
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Orijinal Adı:
Frost
ISBN:
9789750811186
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Bernard i okumak kendinize misafirliğe gitmektir...
Puan vermedi·280 syf.··
2022 21. kitabı
·
36 saatte okudu
·
Okunma: 21 Ocak 2022 08:18
Thomas BernhardThomas Bernhard sıkı bir insansevmez...... Thomas BernhardThomas Bernhard bir dehadır ve o bir zavallıdır. o hep nefret ettiği Avusturya'dan ve avusturyalılardan başka bir şey değildir.avusturya onun kitaplarını değil, o kitaplarını Avusturya ya yasaklamıştır. yine de hala daha Avusturya onun adına ödüller vermekte, bin türlü şekilde Bernhard ı takdir edip yüceltmektedir. kendisini pek özlemekteyim, öfkesini bana miras bırakmış gibi hissediyorum zaman zaman.)) yazdıklarını okuyup bitirdiğinizde asabınızı bozan her şeyden intikamınızı almış olmanın rahatlığını yaşarsınız. halbuki tek bir cümle ile anlatılabilecek bir şeydir tahkiye ettiği.bernhard'ın mahareti ve ustalığı işte tam da budur zaten. karakterlerinin iç dünyasını bir yandan okurun zihnine nakşederken ya da daha doğrusu mıh gibi çakarken bir yandan da obsesif varoluş mayasını bünyesinde barındıran kaçkınların da onlarla özdeşleşmesini sağlar. anlattığı sizsinizdir artık..... eserlerinde kadın karakterlerin çok az olduğu, olanların da çok yüzeysel anlatıldığı ve karakter haline getirilmediği görülür. "Değer değersizliktir, değersizliğin felaketi kendi dünyamızın ve kendi dünyamızdan kopmuş dünyanın değersizliğidir." Kitabta karamsar bir atmosferde geçiyor olaylar. Bu yazarın döneme şartlara bakışını gösteriyor. Savaş bitmiştir ama savaş sonrası kırsal kesimin sorunları devam etmektedir. Kitabın iki kahramanından biri kendi yıkıcı ve acı dolu geçmişini kırsal kesimin soğuk medeniyetten uzak “don” kavramı ile özdeşleştirip yaşamaktadır. Kaçmıştır tüm medeniyet ve ailesinden. Bir ressam olmasına rağmen sanat dünyasından da soğumuş ve kaçmıştır. Tüm yeteneksizliğini yansıtmayı tercih etmiş.İnsan suçu kendisinde olan şeyden ötürü acı çeker. "İnsanın kendi kendine sorduğu sorular onu yavaş yavaş öldürüyormuş. Ama insan zaten ölüdür,
DonThomas Bernhard · Yapı Kredi Yayınları · 2016240 okunma
8/10
·280 syf.··
2022 113. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 11 Kasım 2022 08:55
Okurken sık sık Hesse'nin Narziss ve Goldmund'unu anımsadım. Stajyer doktorun gözlemini ve gözlemlediği kişiyle yaptığı konuşmaları okuyoruz. Zaman zaman sıkıcı gelse de kenara atamayacağım şekilde bağlandım. Bitik Adam'ı da bu motivasyonla okuyacağım gibi duruyor. =)
DonThomas Bernhard · Yapı Kredi Yayınları · 2016240 okunma
Puan vermedi·280 syf.··
2020 18. kitabı
·
56 günde okudu
·
Okunma: 07 Mayıs 2020 16:27
Bitti... nihayet bitti. Okuduğum en zor metinlerden biri diyebilirim. Karanlık, umutsuz, hayalsiz. Sert ve zor bir coğrafyanın en az coğrafya kadar soğuk insanlarıyla, dünyadan nefret eden bir kişinin ilerlemeyen, ama bir yerde de durmayan, devamlı söylenen hikayesi. Huzursuz, huzur da aramıyor. "Yaşam arı, en duru, en karanlık, en kristalize umutsuzluktur." syf.260 Ressam Strauch için gerçekten üzgünüm.
DonThomas Bernhard · Yapı Kredi Yayınları · 2016240 okunma
9/10
·280 syf.··
Beğendi
·
2019 6. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 22 Ocak 2019 08:15
Ne garip bir adammış şu Asistan Strauch'un kardeşi ressam Strauch..Diyalektik felsefe mi yapıyor yoksa hayattan beklentilerini karşılayamadığı için karamsar mı anlamak kabil değil.Böyle bir adamı bizzat yanında bulunarak gözlemlemek de çok güç. Kişioğlu Nihilist mi Realist mi yoksa Mizantrop mu..?Anlayana aşk olsun! Ama olsun tüm bu düşüncelerim, kitabın kendisini, varoluşumu kavrama noktasında bana bir şeyler katan kitap olarak tarif etmeme engel oluşturmaz.
DonThomas Bernhard · Yapı Kredi Yayınları · 2016240 okunma
Puan vermedi·280 syf.·
2025 76. kitabı
Thomas BernhardThomas Bernhard’ın ilk romanı. Dili biraz daha akıcı ve yumuşak. Diğer kitaplarında modu daha depresif, daha ağır ilerliyor konu. Cümleler daha bir uzun ve ağdalı. Yazarı tanımaya burdan başlanabilir.. Stajyer bir hekim, asistanın ricası üzerine Weng kasabasına gidip orada bir süre kalarak asistanın 20 yıldır görmediği, iletişim kurmadığı erkek kardeşini gözlemleyecektir. Dikkat çekmemek için kendini bir hukukçu olarak tanıtır ve asistanın kardeşiyle dostane bir ilişki kurar. Burdan sonrası bu ilişkideki sohbetler, tespitler, geziler ve dingin anlardan oluşur. Ara ara asistana mektuplar da gönderip durum değerlendirmesi yapar ve intihar eğiliminden, yaşlılığın da getirdiği depresyondan bahseder sıklıkla. Görevi tamamlayıp şehrine geri döndükten sonra ancak son bulur yaşlı adamın ızdırabı. Yoğun sis ve kar altında kalan Weng’de kayıptır artık. Ve arama çalışmalarına da son verilmiştir. Stajyer doktorumuz bunu bir gazete sayfasında, tesadüfen okuyacaktır..
DonThomas Bernhard · Yapı Kredi Yayınları · 2016240 okunma
5/10
·279 syf.·
2020 26. kitabı
DONduk DONduk... Hep "Kadınlar Ülkesi" kitabının kabahati bunlar. Öyle minnoş, ütopik bir dünyaya atıldık ki, kitabı bitirdikten sonra "bunu dengelemek lazım, Allahını seven üstümüze karamsarlık atsın" diyerek sarıldık kitaba. İstediğimizi aldık mı? Bir nebze... Fakat bu sefer de öyle bir ruh haline büründük ki "Dar Lan Dum" demeden edemedik. Ayarsızız vesselam... Schwarzach'ta bir tıp öğrencisi, yanında staj yaptığı asistan tarafından Weng köyüne gönderilir. Görevi, asistanın erkek kardeşi ressam Strauch'u gözlemlemektir. Buraya kadar zaten arka kapak bilgisi. Gelgelelim, bu öğrenci ne demeye ressamı gözlemlemeye gönderiliyor, asistan, yanında alabileceğinden daha fazla deneyimi kardeşinin verebileceğini düşünerek mi yolluyor öğrencimizi, yoksa başından mı savıyor, öğrencinin niyeti psikiyatr olmak mı yoksa?.. Sorular sorular... Ne yalan söyleyeyim, gözlemleme dendiğinde aklıma direkt psikolojik çözümlemeler vs. geldi bedensel rahatsızlıklardan ziyade. Fakat bu aradığımı da bulamadım. Yetiş ya Yalom, yetiş ya "Nietzsche Ağladığında" deyip durdum. Zaten kitabın sonuna kadar öğrencinin, ressamı anlayabildiğinden de emin değilim. Bedensel sorunlara çözüm olarak da kayda değer tek detay, bilekteki şişliğe öğrencinin sunduğu çözüm oldu (tamam, tıp öğrencisi olduğunu söylemeyip, hukuk okuduğunu söyledi kendini açık etmemek için. Yine de bunu bir bahane olarak kabul edemeyeceğim). Çözümleme olarak da, öğrencinin asistana yazdığı mektupları kabul edebiliriz de onu da anlayan beri gelsin. Kitapta baştan sona bir anlamsızlık ve cümleler çorbası içinde cebelleştim durdum. Başlarda, konudan konuya atlayan ressamı anlamaya çalıştım. Tam "aha başı sonu belli bir konudan bahsetmeye başladı" dediğimde, dememe kalmadı bambaşka bir dala atladı. Neyse ki köyde entrika gırlaydı da
DonThomas Bernhard · Yapı Kredi Yayınları · 2016240 okunma
Homo politicus
Puan vermedi·280 syf.··
Beğendi
·
2020 6. kitabı
·
150 günde okudu
·
Okunma: 18 Ağustos 2020 16:18
"Don" romanında politik insanı düş gören insan ve düş gören insanı Politik bir insan olarak ele alan bununla beraber bu iki varoluş tutumunu birbirine karşı sonsuza dek sorgulayarak ele alan düşüncenin en büyük örneklerinden biri var karşımızda. Politik insan platon' un kullandığı bir kavram. Topluluk halinde yaşayan insanı imleyen bir kavram. Düş gören insan kavramıysa insanın tekil/bireysel olan yanına isabet ediyor. Roman boyunca delilik ve dahilik sınırında gidip gelen ve heidegger'in kavramıyla içine fırlatıldığı kültürle yapısal sorunları olan sanatçıyla ilk elden olmadığı besbelli tanışıklık durumunda kalıyoruz. Sanatçının hırçınlığının ve şiddetinin sebebi "yapmak" isteği veya arzusu. Eseri okumak zor olsa da sayfaları çevirdikçe belirginleşen siluette bu isteği coşkunca hissedebilirsiniz.
Felsefe
DonThomas Bernhard · Yapı Kredi Yayınları · 2016240 okunma
Puan vermedi·256 syf.··
2026 43. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 26 Mart 2026 13:29
“Don” benim Thomas Bernhard’dan okuduğum on birinci metin ve ilk kez okurken zorlandım açıkçası. Bazı yerleri dönüp tekrar tekrar okudum. Bu nedenle yazarın ilk romanı olmasına rağmen bence biraz onu tanıyınca okunmalı, tanışma kitabı olmamalı. Kısaca konusundan bahsedeyim. Yine Almanya’nın ücra bir dağ kasabasındayız. Genç bir tıp öğrencisi olan isimsiz anlatıcımız, cerrah hocası tarafından ressam kardeşini gözlemlemekle görevlendiriliyor. Bunun üzerine bu dağ köyündeki bir hana yerleşiyor ve hiç tanımadığı ressamı çözümlemeye çalışıyor. Hem ressamın iç döküşünü, pek çok konudaki görüşlerini hem de anlatıcımızın izlenimlerini okuyoruz. Aslında konu, biçim, üslup ve atmosfer olarak tipik bir Bernhard romanı. Yine taşra hayatı, siyasiler, toplum, kitleler, eğitim sistemi ve öğretmenler, doktorlar, sanatçılar ve eleştirmenler, ebeveynler Bernhard’ın eleştiri oklarının hedefi. İleride “Düzelti”de daha derli toplu halde göreceğimiz fikirleri var yazarın çoğunlukla. Tabii aslında yazarın tüm kurguları hayatından da izler taşıdığından, bir yönüyle diğer tüm metinlerini de anımsatıyor, ki Bernhard’ın büyüleyici yanlarından biri bu bence: Hemen hemen aynı temalarda dönmesine rağmen tekrara düşüyormuş gibi hissetmedim hiç bir kitabını okurken ya da sıkılmadım, aksine bir bütüne ulaşıyormuşum, ona daha da yaklaşıyormuşum gibi ve büyük keyifle okudum her seferinde. “Don”da da o öfkeyi, umutsuzluğu, vazgeçmişliği, kitlelerden duyulan tiksintiye rağmen bir yandan da insandan vazgeçememeyi, ayrıksı durmanın çözümsüzlüğünü iliklerinize kadar hissediyorsunuz okurken. Ancak dediğim gibi dilini ileri dönem romanlarına kıyasla daha çetrefilli buldum ben. Tabii üç yüz elli sayfalık romanı iki yüz elli sayfaya indirecek kadar küçük puntoların da zorladığını söylemem lazım. Bazı
DonThomas Bernhard · Yapı Kredi Yayınları · 2024240 okunma
YaşamİmdatÇığlıklarındanOluşmuş BitmeyenFikirSilsilesi
8/10
·256 syf.·
2024 124. kitabı
~~~"Her şey her zaman başka türlü belli eder kendini. Don, örneğin dedi ressam, "birinde, yüzündeki don yanığı anlamına gelirken, bir başkasında bir yazlık kasaba anlamına gelebilir... Nihayetinde Don, 'Dünyanın sonu' anlamına da gelebilir~~~ Tıp kariyerinin başlangıcındaki genç bir adam ile son günlerine giren bir ressam arasındaki dostluğun hikayesidir, Don... Yaşlı ressam Strauch'u klinik olarak gözlemlemek için ücra bir yerdeki kasvetli bir maden kasabasına giden isimsiz tıp öğrencisi olan genç adamın gerçek mesleğini veya geliş nedenini bilmemesiden, Henry JamesHenry James e aşık ki Henry James vurguları çok yerinde ve güzeldi edebi açıdan, gelecek vaat eden bir hukuk öğrencisi gibi davranan genç adam rolünde duruşuyla, çılgın sanatçıyla arkadaş olur. Küskün ev sahibinden kasabanın maden mühendislerine kadar eşit derecede sıra dışı yerel karakterlerin arasına karışır. Her bir karakterin kendi içindeki ve toplumdaki duruşuyla, içsel varsayımlarda, hiçlik, varoluş, ölüm ve yaşamak içindeki Thomas Bernhard'ın değişmez konu derinliği ile, okul, meslekler üzerine genel tavrındaki vurgularını hissettiğim bı kitap oldu benim için... ~~~Birbirlerini itmeleri gerektiği düşünülen insanlar, hayır, çekiyorlar birbirlerini~~~ ~~~İnsan, insanın ideal cehennemidir~~~ Genç adam, ressam Strauch'u klinik olarak ve gizlice gözlemlemek ve rapor etmek için hiçbir yerin ortasındaki sefil bir maden kasabasına seyahat etmek üzere alışılmadık bir görevi kabul eder fakat kendini konusunun apaçık deliliğine kapılmış halde bulur. Karşılıklı konuşmalar üzerinden bu işi rahatlıkla yapabileceğini düşünen gencin kendi içinde yaşadığı dönüşümün güzel yolculuğu olmuş ki ben çok severim bu tarzdaki kitapları zira düşüncelere hükmeteyi düşünürken, düşüncelere yenik düşmek, tamamıyla bu olsa gerek, tam da Bernhard
Külliyat Okumalarım
DonThomas Bernhard · Yapı Kredi Yayınları · 2024240 okunma
5/10
·256 syf.··
2025 14. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2025 23:57
DonDon , Hollandalı yazar Thomas BernhardThomas Bernhard 'ın ilk eseri ve adını hikâyenin soğuk bir bölgede geçiyor oluşundan almış olduğunu düşünüyorum, konusu ise kısaca şöyle: Viyana'da yaşayan bir cerrah, asistanı olan genç öğrencisini Weng isimli bir dağ köyüne ressam kardeşini gözlemleyip hakkında kendisine rapor vermesi için görevlendirir.Önceleri sadece izlese de ressamın ilginç,sıradışı davranışları ve düşünceleri genç doktoru etkisi altına alır, artık sadece gözlemlediği kişi ressam değil bizzat kendisinden izler gördüğü ürpertici bir aynadır. Zaman zaman ara verme ihtiyacı hissettiğim yorucu, bunaltıcı bir eser olduğunu belirtmeliyim.Daha ilk satırlardan başlayan bir birinden ağır, karamsar bu cümlelerin nedeni yazarın travmatik hayatı hakkında biraz bilgi edindiğimde benim için daha anlaşılır oldu. Bernard,romanının baş kahramanı köy halkı tarafından dışlanan,davranışları tutarsız tuhaf bir karaktere sahip olan ressamın ağzından insana, topluma daha doğrusu tüm varlığa olan duygu ve düşüncelerini yansıtmıştı. Hemen herşeyle kavgalı olan ressamın en dikkat çekici yanı bana göre kendi varlığına duyduğu uzlaşmaz kavga,benliğine yabancılaşma hâli ve gerçeklik algısının bozulmuş olmasıydı. Aslında pek çok insanın kendisi ve diğer varlıklarla ilgili duygusal sancılar, kavram kargaşaları yaşaması gayet doğal bir durumken ressamın bunu çok kesif ve kesintisiz bir şekilde yaşıyor oluşu oldukça ürkütücü aynı zamanda da yorucu bir etki oluşturuyordu. Romanın sonunda gözlem yapan anlatıcının doktora gönderdiği mektuplar ressamın bu karanlık dünyasının çarpıcı bir tahlili olmuştu. Ressamın küçük yaşlardan itibaren yaşadığı pek çok zorluk onu iflah olmaz bir karanlığa itmiştir ki bu, anlatıcının ifadesiyle ressamın varoluşsal bir kırılma yaşamasına neden olmuştur. Ressamın özellikle
1000Kitap
DonThomas Bernhard · Yapı Kredi Yayınları · 2024240 okunma

Yazar Hakkında

Thomas BernhardYazar · 37 kitap
9 Şubat 1931'de Avusturyalı bir annebabanın evlilikdışı oğlu olarak Hollanda'da doğdu. Büyükannesiyle büyükbabasının yanında geçen çocukluk yılları sırasında (1932-42) Avusturya'nın çeşitli yerlerini dolaştı. İlk ve orta öğrenimini Salzburg'da yaptı. Ardından müzikoloji ve ticaret öğrenimi gördü. İlk yazısını 1950'de yayımladı. 1952-55 yılları arasında, Salzburg'daki Mozarteum'da müzik öğrenimine kaldığı yerden devam ederken Demokratisches Volksblatt gazetesinin adliye muhabirliğini yaptı. İtalya, Yugoslavya, İngiltere ve Polonya'da dolaştıktan sonra 1965'te Yukarı Avusturya'ya yerleşti. Aldığı birçok önemli ödül arasında 1970'teki Georg Büchner ödülü, 1971'deki Grillparzer ödülü, 1988'deki Prix de Medicis sayılabilir. Çok sayıda anlatı ve tiyatro eseri yazmış olan Thomas Bernhard'ın ilk anlatısı 1963'te çıkan Frost (Kırağı), son anlatısı ise 1988 tarihini taşıyan Auslöschung'dur (Sönüş). Türkçede yayımlanmış yapıtları arasında Odun Kesmek (YKY, 1999); Tiyatrocu (Mitos Boyut, 1999); Bir Çocuk (Mitos, 1997); Soluk Bir Karar (Mitos, 1997); Mahzen (Mitos Boyut, 1994); Neden (Mitos Boyut, 1993) ve Kahramanlar Alanı (Can, 1992) sayılabilir.