10/10
·120 syf.··
Beğendi
·
2025 211. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 28 Mayıs 2025 20:45
"YANIK İZİ" "Her defasında bu son dediğim başa sarmalarım yine aynı yerde takılı kalıyor. Nefes almak zor geliyor o anlarda" bu anları her birimiz farklı temalar çevresinde yaşamıyor muyuz? "Acılarımızı, bir hamal gibi son nefesimizi verene kadar ruhumuzda taşıyoruz." Hayat, bir karşılaşmalar zinciri. Her gün yeni bir yüz, yeni bir söz, yeni bir dokunuş giriyor dünyamıza. Bazıları kısa süreli bir esinti gibi geçerken, bazıları içimize işleyen bir fırtına gibi kalıyor. İşte bu yüzdendir ki her insan, ruhumuzda bir iz bırakıyor. Kimi silik, kimi derin… Tıpkı bir yanık izi gibi. Bu izler bazen görünmez olur, bazen ise yıllar sonra bile hâlâ hissedilir. Nasıl ki fiziksel yanıkların dereceleri varsa, ruhumuzda oluşan yanıkların da kendi içinde bir ağırlığı, bir şiddeti vardır. Kimi insanlar kısa süreliğine girer hayatımıza, hafif bir sızı bırakır ve geçip gider. Ama bazıları vardır ki, onlar ruhumuzda derin bir yara açar. Kapanması zaman alır, sancılıdır, belki de geçmeyecekmiş gibi gelir. Ama geçer… Acının ilk hâli, zamanla yerini kabullenişe bırakır. Ve bir sabah uyanırız ki o yanık artık canımızı yakmıyordur. Çünkü insan, iyileşmek için yaratılmıştır. Geçmez sandığımız duyguların bile bir günü gelir, hafiflediğini fark ederiz. İlk zamanlarda baktığımızda içimizi dağlayan o izler, zamanla silikleşir. O izlere aynı gözle bakmayız artık. İlk hissettiğimiz sızı yerini dingin bir sessizliğe, bir anlayışa bırakır. Yanık İzi, adının hakkını verircesine, insanın iç dünyasındaki yangınlara temas ediyor. Ancak bunu öyle ağır, yıkıcı bir dille değil; aksine şefkatli, sakin, içten ve duru bir üslupla yapıyor. Bizi yormuyor, aksine içimize doğru bir pencere aralıyor. Kendimizle baş başa kalmamız için bir alan açıyor. O pencereyi araladığımızda ise; gidenleri, kalanları, yarım kalmış cümleleri, kabuk bağlayan ama izi hiç geçmeyen duyguları görüyoruz. Kitabın en güçlü yanı ise, okurken kendimizden mutlaka bir parça bulmamız. Her satır tanıdık, her kelime sanki çok önceden içimizde yankılanmış gibi. Yaşanmışlıkların, bastırılmış duyguların ve dile getirilemeyen hislerin kelimelere dökülmüş hâli gibi. Çünkü bazı cümleler vardır, insanın tam kalbine dokunur; sustuklarını dile getirir, unuttuğunu sandığı duyguları yeniden hatırlatır. Kitap, önce yakıyor… Ama sonrasında sarıyor, sarmalıyor ve şifalandırıyor. Belki de bu yüzden her okuyan, kendi hayatından bir iz buluyor satır aralarında. Duyguların en kırılgan hâlini bile güçlü bir şekilde anlatması, kitabın en vurucu yanlarından biri. Çünkü hayat gibi… Bazen geçmez dediğimiz duygular geçiyor. Bitti dediğimiz anda yeniden başlıyoruz. Ve aslında her gecenin bir sabahı olduğunu hatırlıyoruz. Ama o geceleri nasıl geçirdiğimizi, hangi duygularla baş başa kaldığımızı çoğu zaman kendimize bile itiraf edemiyoruz. Eser, işte tam da bu itirafların kitabı. Kendimize dürüst olmanın, duygulara temas etmenin, içten bir yolculuğa çıkmanın hikâyesi. Bu kitapla sadece satırların değil, duyguların da izini süreceksiniz… Bir gün geriye dönüp baktığımızda, belki de en çok acı veren izler bile bir tebessümle hatırlanır. “O günleri de atlatmışım” deriz. Belki gözlerimiz dolar, ama yüreğimiz eskisi gibi sızlamaz. Çünkü artık biliyoruzdur: Hayat devam eder, yaralar kabuk bağlar, acılar diner. Geride kalanlar sadece yaşanmışlıkların sessiz tanıklarıdır. Önemli olan, o izlerden ne öğrendiğimizdir. Hangi dersi alıp hangi duyguyu içselleştirdiğimizdir. Çünkü hayat, yanık izlerimizin toplamıdır. Her bir iz, bizi biz yapan bir parçadır. Ve unutmamalıyız ki; herkesin ruhunda ders aldığı birden çok yanık izi vardır. Kitapla Kalın.
Edebiyat
Yanık İziKübra Atay · Oleksa Yayınevi · 20259 okunma
·
42 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.