Yanık İzi

Kübra Atay
Tahmini Okuma Süresi:
3 sa. 24 dk.
Sayfa Sayısı:
120
Basım Tarihi:
7 Nisan 2025
Yayınevi:
Oleksa Yayınevi
ISBN:
9786259734637
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

9/10
·120 syf.··
2025 52. kitabı
Herkese Selamlar Sıradaki eserim aslında hepimizin ruhuna tercüman olan bir eser okuması oldu. Bizler hayatımızda sevdiklerimiz tarafından yara almış olanlarız. Bu duygularımızı tüm içtenliği ile yazarımı sözcüklere dökmüş bu eserde. İçinde şiirler, alıntılar bulunan harika bir eser okuması yaptım bende. Mutlaka size hitap eden bir sayfa okumaktır içinde… “Ne kadar da garip değil mi? Ölümden korkarken, Ölüme aşık yaşamak” “İnsan bazen kendisini nasıl ifade edeceğini bilemez. O kalemi eline alır,duygularda onu… Hayatı kağıt gözyaşları mürekkebi olur…” “Acılarımızı,bir hamal gibi son nefesimizi verene kadar ruhumuzda yaşıyoruz..” “İçimde milyonlarca cümlenin doluluğu var ama dudaklarımda kurumuş tek harf dahi yok…” “
Yanık İziKübra Atay · Oleksa Yayınevi · 20259 okunma
Puan vermedi·120 syf.··
2025 109. kitabı
Selamün Aleyküm Bugün sizlere derin duygular ve düşünceler ile okuduğum #deneme / şiir türünde bir kitap ile geldim.  Kitabın kapak ve iç tasarımı o kadar güzel ve özel ki çok beğendim...  Kitabı okurken kendinizden bir parça bulmamanız neredeyse imkansız. Her cümle tanıdık geliyor çünkü ya yaşadık ya içinde sustuk... Yanık İzi, adının ağırlığını taşıyan ama okurken sizi o yükle ezmeyen bir kitap. Aksine, iç dünyanızda kendinizle yüzleşmenize sevk ediyor ki, insanın iç dünyasına doğru usulca açılan bir kapı gibi. İçten, samimi,sıcacık ,duru ve sade bir dille duygularını anlatıyor. Bazı kelimeler vardır, insanın içinden geçer de yara gibi sızlar. Yanık İzi, tam da böyle bir kitap. Hayatın, kalbin, insanın iç yangınlarını sayfalara dökmüş yazar. Gidenler, kalanlar, eksik kalan cümleler, zamanla kabuk bağlayan ama izi hiç geçmeyen duygular... Yanık İzi, adı gibi önce yakıyor, sonra yavaş yavaş sarmaya başlıyor.  Acının da güzelliğinin olabileceğini, duyguların en kırılgan haliyle bile ne kadar güçlü olabileceğini fark ettiriyor. Geçmez dediklerimizin geçtiği, bitti dediğimizde tekrar yeniden başladığımızı, her gecenin bir sabahı olduğunu ama o geceyi nasıl ve ne şekilde geçirdiğimizi kısaca kendimize itiraf etmediğimiz bir çok şeyi dile getiriyor...  Eğer kalbinize dokunan, sizi olduğunuz yerden alıp içinize doğru bir yolculuğa çıkaran kitapları seviyorsanız tavsiyemdir...
Yanık İziKübra Atay · Oleksa Yayınevi · 20259 okunma
10/10
·120 syf.··
Beğendi
·
2025 71. kitabı
Sizlere keyifle okunan ruha dokunan satırları barındıran @kbraty_ kaleminden Oleksa Yayınevi nin bizlerle buluşturduğu #yanıkizi eseri ile geldim. Güzel eşlikçim seldaca.comments teşekkür ederim Yazarın eserde yer alan ve her okuyucuyu gönlünden vuran "Herkesin bize bıraktığı küçük ya da büyük izler mutlaka olur ama eninde sonunda acısı geçer. Geçmez dediklerimiz bile geçer. Mesela o ize baktığımızda hiçbir zaman ilk başta hissettiğimiz acıyı hissetmeyiz. Hatta bir zaman sonra o izler beynimizde de kalbimizde de silikleşir. Zaten önemli olanda, o izlerden aldığımız ders. Unutmayalım, herkesin ruhunda ders aldığı birden çok yanık izi vardır." dediği yerlerde kendimi buldum. Düşünmeye sevk eden bu satırlarda sevda yüklü tema ağır basıyor, kimi yerde terk eden bir kadın kimi yerde sevgisine karşılık bulamayan kadın var. Yaşanılması mümkün olan ama yaşanılamayan anlar gizli satır aralarında. Sade ve akıcı üslubu ile gönülden tavsiye ederim "Her defasında bu son dediğim başa sarmalarım yine aynı yerde takılı kalıyor. Nefes almak zor geliyor o anlarda" bu anları her birimiz farklı temalar çevresinde yaşamıyor muyuz? "Acılarımızı, bir hamal gibi son nefesimizi verene kadar ruhumuzda taşıyoruz." ~ "Sen kalbimdeki şarkıdan, dilime takılmış en güzel nakaratsın..." Sevgili eşime dile getirdiğim güzel yerlerden biri ~ "Bazen gitmek istersin... Yaşanılanları yaşayacaklarını düşünmeden... Bazen sessizce... Bazense bir elvedayla... Geceye bir mektup bırakıp, sabaha ulaşmak için... Sonbaharı değil de, baharı yaşamak için... Belki kendini bulmak için... Belki de kendini kaybetmek için... Gitmek istersin..."
Yanık İziKübra Atay · Oleksa Yayınevi · 20259 okunma
10/10
·120 syf.··
Beğendi
·
2025 211. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 28 Mayıs 2025 20:45
"YANIK İZİ" "Her defasında bu son dediğim başa sarmalarım yine aynı yerde takılı kalıyor. Nefes almak zor geliyor o anlarda" bu anları her birimiz farklı temalar çevresinde yaşamıyor muyuz? "Acılarımızı, bir hamal gibi son nefesimizi verene kadar ruhumuzda taşıyoruz." Hayat, bir karşılaşmalar zinciri. Her gün yeni bir yüz, yeni bir söz, yeni bir dokunuş giriyor dünyamıza. Bazıları kısa süreli bir esinti gibi geçerken, bazıları içimize işleyen bir fırtına gibi kalıyor. İşte bu yüzdendir ki her insan, ruhumuzda bir iz bırakıyor. Kimi silik, kimi derin… Tıpkı bir yanık izi gibi. Bu izler bazen görünmez olur, bazen ise yıllar sonra bile hâlâ hissedilir. Nasıl ki fiziksel yanıkların dereceleri varsa, ruhumuzda oluşan yanıkların da kendi içinde bir ağırlığı, bir şiddeti vardır. Kimi insanlar kısa süreliğine girer hayatımıza, hafif bir sızı bırakır ve geçip gider. Ama bazıları vardır ki, onlar ruhumuzda derin bir yara açar. Kapanması zaman alır, sancılıdır, belki de geçmeyecekmiş gibi gelir. Ama geçer… Acının ilk hâli, zamanla yerini kabullenişe bırakır. Ve bir sabah uyanırız ki o yanık artık canımızı yakmıyordur. Çünkü insan, iyileşmek için yaratılmıştır. Geçmez sandığımız duyguların bile bir günü gelir, hafiflediğini fark ederiz. İlk zamanlarda baktığımızda içimizi dağlayan o izler, zamanla silikleşir. O izlere aynı gözle bakmayız artık. İlk hissettiğimiz sızı yerini dingin bir sessizliğe, bir anlayışa bırakır. Yanık İzi, adının hakkını verircesine, insanın iç dünyasındaki yangınlara temas ediyor. Ancak bunu öyle ağır, yıkıcı bir dille değil; aksine şefkatli, sakin, içten ve duru bir üslupla yapıyor. Bizi yormuyor, aksine içimize doğru bir pencere aralıyor. Kendimizle baş başa kalmamız için bir alan açıyor. O pencereyi araladığımızda ise; gidenleri, kalanları, yarım
Edebiyat
Yanık İziKübra Atay · Oleksa Yayınevi · 20259 okunma