Savaş, bize okul sıralarındaki tarih kitaplarında anlatılandan daha fazlaaıdır her zaman. Sanayi devrimi ile birlikte ham maddeye artan talep demir ve kömür zengini Alsas-Loren bölgesini değerli kılmış, Fransa ve Almaya da bu bölge için savaşmıştır denir ve geçilir. Ama o svaaşa katılan askerlerin psikolojik durumu, halkın sefaleti, komutanların kişisel hırsları anlatılmaz. Asıl öğremilmesi gereken bu değil midir? Tolstoy'un Savaş ve Barış, Şolohov'un Durgun Don, Jaroslav Hašek'in Aslan Asker Şvayk, Hasan İzzettin Dinamo'nun Savaş ve Açlar ve Emile Zola'nın Yıkılış kitapları bize savaşın gerçek yüzünü, acısını, ölümü, kaybolan umutları kısaca savaşa dair her şeyi anlatır. Bu yüzden, tarihi sadece tarih kitaplarında değil edebi metinlerden de okumak çok önemlidir bence. Bu kitap da Sedan muharebesini tüm çıplaklığıyla aktarır, deyim yerindeyse kafamıza çivi gibi çakar. Ulu Önder Atatürk 'ün dediği gibi SAVAŞ GEREKMEDİKÇE CİNAYETTİR. Okuduğum en iyi savaş kitaplarından biriydi Yıkılış. Burjuvalar için gerekli, halk için ise çileden başka bir şey olmayan savaş, bu kitapta derinlikli bir şekilde okuyanla buluşturulur. Cesetler, açlık, fakirlik her şey var. Kesinlikle okunmalı, üzerine düşünülmeli. YıkılışEmile Zola