Ayaşlı Ve Kiracıları Türk edebiyatının önemli eserlerinden biri. Önemli olmasının sebebi ise Cumhuriyet’in ilk yıllarındaki insan tipolojisini yansıtmasından kaynaklanıyor.
Kitabın adı Ayaşlı Ve Kiracıları olmasına rağmen kitabın merkezindeki isim Ayaşlı değil. Kitabın asıl kahramanı ismini bilmediğimiz genç bir bankacı. Kitaba neden bu şekilde bir isim verilmiş ben anlayamadım.
Bu roman aslında bir apartman romanı. Apartman kavramı bildiğiniz gibi modernleşme ya da Batılılaşma ile hayatımıza dahil olmuştur. Apartman Avrupa’da daha çok alt-orta kesimin oturduğu yerlerken bizim ülkemizde üst sınıf tarafından tercih edilen bir yerleşke olmuştur. Özellikle İstanbulUn Şişli ve Beyoğlu semtleri bu apartmanlarla özdeşleşmiş durumdadır. Şehrin sembollerindendirler. Mısır Apartmanı, Doğan Apartmanı, Botter Apartmanı, Frej apartmanı…Bu apartmanlar öyle sembollerdir ki bazılarında oturmak için apartman yöneticileri ile mülakat yapmak gerekmektedir. Yani parasını verdim aldım oturdum diyebileceğiniz mekanlar değildirler. İstanbul apartmanları 19.yy mimarsinin izlerini taşırken Ankara apartmanları 20. Yy mimarsinin eseridirler.
Kitaba dönecek olursak, Cumhuriyet kurulmuş, Ankara başkent ilan edilmiş dolayısıyla bir sürü insan hem çalışmak hem de devlet dairseindeki işlerini takip etmek amacıyla Ankara’ya hücum etmiş durumdadır. Ankara o zamanlar küçük bir Anadolu şehridir ve bu kadar insanı iskan etmek çok güçtür. Bu sebeple 9-10 odalı apartmanlarda yaşamaya çalışmaktadır insanlar. Komşuluk ilişkileri ise günümüzden çok daha kuvvetlidir. Birlikte yemek yerler, birlikte eğlenirler, birlikte zaman geçirirler… Diyebilirim ki Ayaşlı’nın apartmanında kalan insanlar aile bağları zayıf aile bireyleri gibidirler. Herkesin herkesle muhabbeti, ilişkisi vardır. Bazen birbirlerine destek olurlar bazen de birbirlerinin dedikodusunu yapıp kuyusunu kazarlar. Apartmanda iyi karakterler olduğu gibi iyi karakterler de vardır. Kumarcısı, kısa yoldan köşeyi dönmeye çalışanı da vardır kendi halinde işe gidip geleni de. Cumhutiyetin ilanı ile birlikte insan ilişkileri de özellikle kadın-erkek ilişkilerinde de bir değişim söz konusu. Artık beraber içki içip, dans edebiliyorlar, beraber sosyalleşebiliyorlar. Hatta beraber kumar bile oynayabiliyorlar… Romanın kahramanı genç de (ismini bilmiyoruz) bu yeni yapıya uyum sağlamaya çalışmaktadır. Bir yandan yeni bir meslek olan bankacılıkta kendini geliştirmeye çalışırken öte taraftan kendine bir “kısmet” aramaktadır. Kitapta bu gencin birçok kadınla olan ilişkisini okuyoruz. Bir çoğu hayal kırıklığı olarak biten bu ilişkilerden sonra kitabın kahramanı genç ile birlikte biz okurlar da bi ümitsizlik içine düşüyoruz. Ancak kitabın güzel yanı mutlu sonla bitmesi.
Memduh Şevket Esendal edebiyatçı kimliğini yanısı sıra poltik bir kimliğe de sahip. Zira kendisini aktif bir İttihadçı. Kara Kemal ile birlikte Türk esnafını yaratma projesinde birlikte çalıştılar. Bunun yanısıra Cumhuriyet’in ilanı ile birlikte çeşitli ülkelerde elçilik yaptı. Türkiye’ye dönünce öğretmenlik yaptı.bu arada eserlerini yazmaya da başladı. Daha sonra milletvekilliği, CHP Genel Sekreterliği gibi görevlerde bulundu.
Ayaşlı Ve KiracılarıMemduh Şevket Esendal ’ın Türk toplumu üzerine yaptığı gözlemlerin bir yansıması diyebiliriz. Zira karakterler Batılılaşmaya uyumun veya uyumsuzluğun birer örneğini teşkil etmekte. Bu açıdan Ayaşlı Ve Kiracıları için toplumcu gerçekçi bir eser diyebilirim.
Ben 1930’ların Türkiyesinden bir kesit sunan bu eseri beğendim. Rahat okunan okuru sıkmayan bir eser. Türk Edebiyatı klasiklerinden hoşlananların okuması gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum.