.
Zepur dedim, "kaderin mektubu mutlaka gideceği adresi, gönderildiği kişiyi bulur. Onu taşıyan görünmez postacının bir kez bile geciktiği, trafiğe takıldığı, sokakları karıştırdığı, yanlış bir kapıyı çaldığı ve zarfını bir başkasına uzattığı görülmemiştir. Bu gün burada, bu ağır gökyüzüne bakıyor ve keder cinlerinin gönlünü hoş tutuyorsak, kaderimizin şu anı için açılan zarfta bize bir başka görev verilmemiş olmasındandır. Bu yüzden dönüp geçmişimizi kötülemeye, "bir başka yoldan yürüseydik bir başka gökyüzüne bakardık" demeye hakkımız yok. Hem geldiğimiz yere de kimsenin zoruyla gelmedik; adımlarımız bize aitti, onları istediğimiz yöne atmakta daima özgür olduk. Görüyorüsun ki, özgürlük de kaderin cilvelerinden yalnızca biri."
***
Zepur dedim, "insanı düştüğü kuyudan da, kayıtlı olduğu envanterden de ancak bir başka insan çıkarır. Aslında kader pek çok kez o insanı kapımıza kadar ve getirir de. Hayatın en hüzünlü anlarından biridir bu. İçinden dışarıya çıkmak için uzatılan ellerin hiç birini görmezsin. Ne gönlün hazırdır buna ne de gözlerin. Yine de Tanrı'dan umut kesilmez.
***
Dedim ki Zepur, "bir gün sıfırdan bir gönül yapmak için senin de kapın çalınacak, hazırlığını tamamla ve sakın kim olduğunu sorma. Gelen zaten cevabın kendisidir ."
Ali AYÇİL
İzdiham Dergisi