Albert Camus ALBERT CAMUS, 1913’te Cezayir’de doğdu. Cezayir Üniversitesi’nde sürdürdüğü felsefe öğrenimini sağlık nedenleriyle yarıda bıraktı. 1938’de Paris’e gitti, ilk yapıtları Tersi ve Yüzü ve Düğün bu dönemde yayımlandı. Edebiyat dünyasına asıl girişini, 1942’de yayımlanan Yabancı adlı romanı ve Sisifos Söyleni adlı felsefi denemesi belirledi. Birbirini tamamlayan bu iki yapıtta, varoluşçu izler taşıyan “saçma” felsefesini geliştirdi. Başkaldıran İnsan, Yaz, Sürgün ve Krallık isimli eserleriyle hem edebiyat hem de düşünce alanlarında yetkinliğini kanıtladı. Mutlu Ölüm ve İlk Adam adlı romanları ölümünden sonra yayımlandı. 1957’de Nobel Edebiyat Ödülü’ne değer görülen ve bugün 20. yüzyıl edebiyat ve düşünce dünyasının en önemli adlarından biri kabul edilen Albert Camus 1960’ta öldü.
Kendi halinde dünyadan, toplumdan ve normlardan uzak bir hayat süren Mersault, bir gün annesinin kaldığı bakımevinden bir telgraf alır.
''Bugün annem öldü. Belki de dün, bilmiyorum.” böyle açıklar aldığı haberi ve Yabancı'nın kitabı bu vurucu cümleyle başlar. Yazar daha ilk cümleden tokadı yapıştırır okurun zihnine, belleğine, his dünyasına ve 110 sayfaya sığdırdığı bu birey-toplum, birey-ahlak, birey-birey savaşımının hırçın dünyasını başlar anlatmaya..
Mersault dünyaya yabancıdır, hislere yabancıdır, ölüme, yaşama, sevgiye, arzuya, sekse yabancıdır. O her şeyi olağan kabul eder, her şeye boyun eğer ve boyun eğiş pes etmekten değildir savaşmamayı seçmiş algısının gücündendir. Gözünü kırpmadan adam da öldürür, seviştiği kadını sevmediğini tek cümleyle de korkusuzca söyler. Çekinmez, gözünü budaktan sakınmaz değer yargılarını hallaç pamuğu gibi atar. Söyleyecek bir şeyi yoktur, boş konuşmaktan yorulmaktan, mücadele etmekten soyutlamıştır kendini. Mersault modern zaman insanının çürüyüşünün