Gönderi

Sorun Spinoza’da Değil, Kendini Tanrı Sananlarda…
10/10
·446 syf.··
Beğendi
·
2025 27. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 17 Nisan 2025 16:16
“Çoğunluktan benim kitabımı okumamasını istiyorum.” Baruch SpinozaBaruch Spinoza , Teolojik -Politik İnceleme adlı eserinin önsözünde bu cümleyle başlar uyarısına ve devam eder: “Aklın teolojinin hizmetçisi olduğunu düşünen batıl inançlı, eğitimsiz halk bu eserden hiçbir şey elde edemeyecektir. Ayrıca inançları da rahatsız edici bir şekilde sarsılabilir.” Spinoza’ya göre gerçek felsefe; elit, sabır isteyen bir uğraştır. Yazılarının, ancak belirli bir entelektüel olgunluğa ulaşmış kişilerce anlaşılabileceğine inanır ve fikirlerinin geniş kabul görmesi için uzun bir tarihsel sürece ihtiyaç olduğunu söyler. Kurgu ve gerçek hayatın, tarihi olaylar dizisinin; felsefe ve edebiyatla böylesine ustalıkla harmanlanabileceğini bir kez daha Irvin D. YalomIrvin D. Yalom sayesinde anladım. Bu kitapla artık net bir fikrim oluştu - Bu alanın en iyisi Yalom. Spinoza gibi bir filozofun, Nazi ideolojisinin en karanlık zihinlerinden Rosenberg ile düşünsel çatışmasını anlatmak zaten başlı başına etkileyici. Ama Yalom sadece bunu yapmıyor, daha neler anlatıyor, neler düşündürüyor bir bilseniz… Spinoza’nın; inandığı doğrular uğruna, dini cemaatine ve ailesine rağmen, inançlarının peşinden giderek aklını özgürleştirme çabası beni en çok etkileyen noktalardan biri oldu. Kendi hislerine, kendi aklına, kendi sonuçlarına ulaşmayı seçen ve bu doğrultuda yaşamayı başarabilen biri… Kitap boyunca Johann Wolfgang Von GoetheJohann Wolfgang Von Goethe ’nin Spinoza’nın EtikaEtika adlı eserinden nasıl etkilendiğini, duygularını ve düşüncelerini nasıl satırlara döktüğünü okumak da ayrı bir derinlik katıyor. Düşünce dünyasına öyle bir yolculuk ki, durup durup üzerine düşündürüyor. Bir de şu cümle var ki bana göre kitaptan çıkarılacak en değerli özet: İnandığın ya da inandığını söylediğin şeyler değil, yaptığın şeyler önemlidir. Spinoza’nın Etika kitabındaki bazı tanımlar, okurken insanı zorlayabilir ama bu roman sayesinde bu fikirlerin hayatla nasıl yoğrulduğunu görmek büyük bir ayrıcalık. Daha önce anlamadığım, anladığımı sandığım bir çok şeyi farketmiş oldum. Keşke Van den Enden’in derslerinde ben de bulunabilseydim, dedim. Platon, Aristoteles, Epikür, Sokrates… felsefeye bir adım daha yaklaşma hissi insanın içini sarmalıyor. Rosenberg ve Friedrich’in sohbetleri, insanın kendini ve karşındakini anlamaya dair psikolojik bir temel atıyor resmen. Jacob, Franco ve Spinoza’nın Tevrat üzerine yaptıkları sorgulamalar ise sadece bir dini tartışmadan ibaret değil, çok daha derin bir psikolojik, sosyolojik ve insani hesaplaşma sunuyor. Kitapta Hitler’in çocukluğu, yükselişi ve 1. Dünya Savaşı sonrası Alman halkının yaşadığı sosyolojik ve tarihsel dönüşüm, Spinoza’nın düşünsel dünyasıyla paralel olarak veriliyor. Bir Spinoza’nın dünyasına, bir Nazi subayının zihnine geçiş yaparken fark ediyorsunuz! Beni en çok düşündüren noktalardan biri de şu oldu: Bir insanın durduğu yer de, düşündüğü an da; geçmişte yaşadıklarının toplamıdır. Düşünceler, o anki benliğin sesi gibi görünse de, aslında geçmişin yankılarından ibarettir. Kitap boyunca Spinoza ve Franco’nun inanç, akıl, birey ve toplum ikilemiyle yaptığı içsel yolculukta bazen kendimi Franco gibi hissederken, bazen de Spinoza gibi düşündüğümü fark ettim. Sanırım okuyan herkes bir yerde bu ikilemin içinde kaybolacak. Ve son sayfayı kapattığımda içimde kalan his şuydu: Aptal insanları küçümseme… çünkü onlar her şeyi yapabilirler. Kitabı okuyunca bu cümlenin altını neden çizdiğimi anlayacaksınız. Yaptılar, yapıyorlar ve yine yapacaklar… Dün de aynı, bugün de: Sorun Spinoza değil, insandır.
Spinoza ProblemiIrvin D. Yalom · Kabalcı Yayınevi · 20132,694 okunma
·
15 +1'leme
·
236 Gösterim
7 Yorum
“Bir insanın durduğu yer de düşündüğü an da geçmişte yaşadığının toplamıdır” yanlış yazmadım umarım , bu çıkarsamada bulunmanız Spinozayı anladığınızı göstiyor. Şöyle ki: Spinozaya göre töz/cevher/substantia kendi kendinin nedeni olan,kendinde olan şeydir. Tözün sonsuz sıfatları/nitelikler/attributum vardır ve biz bunların sadece iki tanesini kavrayabiliyoruz. İşte bu noktada sizin dediğin şey devreye giriyor. Bu iki sonsuz sıfatlardan biri “uzam,yer kaplama” diğeri de “düşünce,fikir” dir.
Alper Turgay
Gönderi Sahibi
Ne güzel bir açıklama olmuş, çok teşekkür ederim. Spinoza'nın düşüncesi, insanın hem zihinsel hem fiziksel varlığını aynı anda kavramaya çalışması açısından gerçekten büyüleyici. Uzam ve düşünce gibi iki temel sıfat üzerinden hem evreni hem kendimizi anlama çabası... İşte tam da bu yüzden onun felsefesi hâlâ bu kadar canlı. Yorumunuzla katkı sunduğunuz için tekrar teşekkür ederim. 🌿
Yalom’un kalemine hayranım okuduğumda beni rahatladan ender yazarlardan.
Alper Turgay
Gönderi Sahibi
Benim içinde öyle.
Bu yorum görüntülenemiyor
Çok çok iyi bir inceleme olmuş, emeğinize sağlık 🙏🙏 💯
Alper Turgay
Gönderi Sahibi
Çok çok teşekkür ederim😊🙏
Yine derinlemesine ve kapsamlı oldukça ilgi çekici bir inceleme olmuş😊 kaleminize sağlık ✅
Alper Turgay
Gönderi Sahibi
Daha incelemesini yeni yazdığın kitaba ilgi duyduysan tamam😀. İncelemeni okudum beğendim artıladım hatta😊.
Reklam
Bu yorum görüntülenemiyor
Yorum yapabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir.