7/10
·232 syf.··
2025 26. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 07 Temmuz 2025 13:41
Hayatın bir uğurda bitip tükenmesini ve bazen bu uğurun konu ne olursa olursa yersiz oluşunu hissettiren bir kitaptı diyebilirim. İnsanın kendi hayatını düşünmesine de iten bir yapısı vardı, hepimiz yaptığımız işlerde zaman zaman düşünürüz: bu işi sonsuza kadar yapabilir miyim, bu işi yapmasam ne yapabilirim ? yeniden başlamak mümkün mü? bu işi burda bırakmak başarısızlık addedilir mi? ve buna değer mi? Ana karakterimiz Giovani Drogo,genç bir subay olarak uç kalelerinden biri olan Bastiani kalesine atanır. Talep dışı olan bu atamayla göreve başladığında her asker kadar işe yarar bir mücadele vermek ister, başlarda Tatar çölü denilen yeri gören bu kalede çok fazla kalmak istemese de bir gün işe yarar bir mücadele vereceğine dair umuduyla kalede kalır. Kaldıkça dış dünyaya adaptasyonu azalır ve ayrılma cesaretini gösteremez ve kaledeki askeri yapılanma da bunu kolaylaştırmaz. Bir mücadele görme umudu ve hayatın bir yandan bitip tükenmesi arasında kaderinin ağları örülür. O gün gelip mücadele vermek gerektiğinde buna gücü yetmez, hayatının tek amacı olan bu mücadeleyi veremez. Bazen böyledir çabaladığımız bir şeyin günü geldiğinde bizim gücümüz kalmaz ve hayat tükenip gider… Benim için kitaptaki en çarpıcı sahne subay Drogo mesleğe başlarken yolda görev yerine giderken aynı istikamette at süren yüzbaşıyla karşılaşır ve henüz askeri prosedüre girmediğinden resmiyet dışı üstüyle selamlaşır ve zaman geçer aynısını kendi astıyla yaşar bu selamlaşmayı yersiz bulur ve bir farkındalıkla kendini dışardan izlem şansı bulur, bunun böyle gideceğini hissederiz, isimler değişir emeklilik gelir ama görev değişmez. Benim açımdan güçlü ama boğucu bir anlatıydı,okuduğuma değdi diyebilirim yine de, iyi okumalar diliyorum.
Edebiyat
Tatar ÇölüDino Buzzati · İletişim Yayınevi · 201819,8bin okunma
·
103 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.