Müzik gibi insanı rahatlatan hoş bir sesti, Anne’nin dikiş makinesinin sesi gibi, bulaşık yıkanırken çıkan ses gibi, bahçedeki karatavuk cıvıltıları, verandadaki yabani asmanın yapraklarının ve avludaki ceviz ağacının dallarının arasından esen rüzgarın uğurlusu gibi.
Hikayeye naif bir açıdan bakarsak, Hızır’ın, kanunlara uyan, dindar Musa’nın kanun dışı, değişken ve kötü gölgesi olduğunu düşünebiliriz. Ama durum böyle değildir. Hızır, daha çok Tanrı’nın gizli yaratıcı fiillerinin kişileşmiş halidir.
Gölge, yalnızca yapılmayanlardan, eksik kalanlardan ibaret değildir. Aynı sıklıkla dürtüsel ve kasıtsız bir eylemde de ortaya çıkar. Kişi düşünmeye fırsat bulamadan kötü bir söz ağzından çıkıverir, entrika kurulur, yanlış kararlar verilir ve kişi bilinçli olarak istemediği ya da amaçlamadığı sonuçlarla karşı karşıya kalır.
Bir şeye üflemek veya tükürmek “büyülü” bir etki taşır. Örneğin İsa körlerin gözünü açarken tükürüğünü kullanmıştı. Bazı kabilelerde oğul, ölen babasının yerine geçmek için onun son nefesini içine çeker.