Bu kitap, susturulmuş bir toplumun, törelerin gölgesinde ezilen kadınların, vicdanla hesaplaşan bir çocuğun hikâyesi.
Ben bu kitabı okurken hem öfkelendim hem içim acıdı.
Ama en çok da Hasan’ın içindeki o sessiz fırtınaya dokundum.
“Susmanın büyük ustası olmuştu.”
Çocuklar bazen konuşmaz. Çünkü konuşsalar, dünya yıkılır.
Hasan susarak büyüyor. Ona yaşattıkları, yalnızca fiziksel değil; bir ruhun yavaş yavaş boğulması.
Esme…
Bir anne, bir kadın, bir kurban.
“Zaten öldürmeyip de ne yaptınız bana? Her gün öldürüyorsunuz.”
Bu sözle Esme, sadece kendi acısını değil, toplumun kadınlara reva gördüğü her şeyi dile getiriyor.
Namus, töre, dedikodu…
Hepsi birer zehir gibi akıyor onun üstüne.
Kitabın üzerine filmi izlemek, bir başka derinlik kattı.
Bazı filmler eksiltir, bazıları tamamlar.
Bu film, kitabın duygusunu eksiksiz taşıyan nadir uyarlamalardan biri.
Özellikle müzikler…
Zülfü Livaneli’nin dokunuşu her sahnede içime işledi.
Yılanı ÖldürselerYaşar Kemal