Peyami Safa..
Gerçekten en en sevdiğim yazar olabilir kendisi. Neredeyse tüm kitaplarını bitirmiş biri olarak yazarın tüm kitaplarının özeti diyebiliriz, Yalnızız gerçekten tüm kitaplarının toplamı benim için.
Evet bütün kitaplarının özeti dedim ama okunma açısından bazı yerlerinde beni çokça yoran bir kitap oldu. Felsefik terimlerin fazlalığı, soyut düşünceler, psikolojinin bu kadar iyi yorumlanması bir noktada sabır gerektiren konulardı bence. Telekinezi, kehanet, polipsişizme bolca yer verilmiş. Dili ağır gelebilir o yüzden. Ayrıca kitapta bolca melankoli var. Okurken bazı karakterlerin kaprislerinden sağa sola devrilebilirsiniz.
Konuya gelecek olursak roman 3 ana bölümden oluşuyor. İsminden de anlaşılacağı üzere gürültülü kalabalıklar içinde yaşayan insanların baskı altında, dar bir alanda yaşadığı yalnızlıklarından bahsediyor. Romanda sayıları hatırlanmayacak kadar karakter var. Yalnızız, bu karakterlerin yaşadıkları ruh buhranlarını, iç çatışmalarını, söyledikleri yalanları, korkuyu, güvensizliği, şüpheyi anlatıyor. Şüphe duygusu kitap boyunca yakanızı bırakmıyor gerçekten.
Meral ve Selmin, Paris'e gitmek için yanıp tutuşan, dünyanın gösterişine kanan, hayalleriyle oradan oraya savrulan 2 kız. Samim ise kendine bir ütopya inşa eden bir adam. Samim 'Simeranya' adını verdiği bu ütopyasında ideal yaşam alanı oluşturmuş, sorunlara çözüm üretmeye çalışmış ve 150 yıl sonraki hayalinde oluşturduğu dünyanın temellerini atmıştır. Bu ülke Samim'in insanlardan kaçmak için sığındığı bir liman gibidir, ne zaman bu yalnızlık hissine kapılsa alır kalemi elinde başlar dünyasını yazmaya. Burada her şeyi unutur, yalnızlığına düşünceleriyle merhem olur çünkü burada her şeyin bir çözümü vardır, ümitsizliğe yer yoktur. Ama Samim aşık. Meral'e. Çocuğu yaşındaki kıza, belki de kendi kızına; tabii orası da muamma. Hepiniz aşık olmuşsunuzdur içinizde ne fırtınalar kopar. Samim'in de kopuyor tabi, kolay değil. Ama Meral gösteriş meraklısı, Samim'in kurduğu dünyasında nefes alamayacak biri. Meral, Samim'e defalarca yalanlar söylüyor, sayısız şüphelere düşürüyor. Samim de Simeranya'da Meral'in oluşturduğu tüm ihtimalleri didik didik düşünüyor işte. Meral'i; 1.Meral, 2.Meral olarak ikiye ayırması da oluşturduğu dünyanın yansıması. Samim'in bu kurduğu ütopik dünyanın bir diğer yansıması da kesinlikle ablası Mefharet ve kardeşi Besim. 3 kardeşin birbirinden bu denli farklılıklarını okumak çok keyifliydi. Yazar o kadar güzel karakter tahlilleri yapmış ki bir psikolog gibi.
Aslında 'Simeranya' Samim'in değil Peyami Safa'nın idealindeki o dünya olarak karşımıza çıkıyor. Yazar bu konuda gerçekten çok ustaca davranmış. Yani psikolojik tahlil, iç buhranı denilince KESİNLİKLE Peyami Safa diyorum.
"Biz, hepimiz sadece kendimizi düşündüğümüz için yalnızız ve yalnız kalacağız." diyor Samim,
Meral'in ise son sözleri 'İntihar ediyorum. Kendi kendimden nefretimin çerçevelediği ve çirkinleştirdiği bu dünyada yalnızım.' oluyor, ne kadar acı.
Hani derler ya tüm yaşamları yaşayamayız ama okuyarak öğrenebiliriz diye. Yalnızız da sorgulatan ,ders almamızı sağlayan farklı dünyaların kapılarını açıp öğrenmemizi sağlayan bir kitap oldu benim için.
Samim'in 150 yıl sonra gerçekleşeğini düşlediği o güzelim dünyanın gerçekleşmesini umarken her şeyin daha kötüye gittiği dünyada bir gün Simeranya'da buluşmak dileğiyle...
Tüm güzel yorumları hak eden bir kitap Yalnızız
Peyami Safa bizim Stefan Zweig’ımızdır!
Peyami SafaYalnızız