¹Yayıncılığa dâir;
"Yaz tatilini fırsat bilerek ailesiyle yollara düşer. Uzun yıllardır yazmaktadır, yayıncılık yapmaktadır. Bir kuşak onun ismini bilmeden, onun cümleleriyle büyümüştür. Onun kurduğu cümleler, cevap olmuş kurtarmıştır. Soru olmuş kapılar açmıştır. Ama o da ne iş yapıyorsunuz sorusunun mağdurlarındandır.
(...)
Memleketten dönerken hep adını duydukları ünlü köfteciye de uğrayalım derler. Sora sora bulur adam köfteciyi. (...) Gelen köfteler çoğaltır mutluluğunu. Kapının önünde hesap ödenirken dükkân sahibiyle koyu bir sohbete başlar adam.
(...)
- Hemşerum, ne iş yapayisun?
"Yayıncıyım." der adam. Karşısındakinin bakışlarından, bir şey anlamadığını fark edince, açıklamaya çalışır:
- Yazı yazıyorum, kitap yayımlıyorum falan.
Dükkânın sahibi, bu cevap üzerine, önce külüstür arabaya, daha sonra kahramanımıza bakar. Baştan ayağa süzerek kahramanımızı, sesine bir dost efekti katarak cevap vermeden edemez:
-İyi yazamiysun galiba?"(S.157)