Kitaba ba-yıl-dım, kurgusunun özgünlüğüne ve farklılığına bayıldım. Hele hele ağrılar ve duygusal gel gitler için düzenleyiciler olarak damarlarda keyiflerince dolaşan ve ihtiyaç halinde aktifleşen "nanit madde" olayına bayıldım. Her eve, her kan dolaşımı olan canlıya acilinden kesin lazım.:)
Tabi birde ölünce diriltilme olayı var. Yani hiç ölemiyorsun, ölmüyorsun, bu da tercih edilebilir bir olay yada değil. Yaşta sıkıntı değil merak etmeyin, anında istediğin yaştaki bedenine dönebiliyorsun, ne ala memleket dimi. Ama hiçte öyle olmuyor işte.
Neyse,.....
Citra ve Rowana, aralarındaki etkileşimsizmiş gibi gözüken etkileşime bayıldım, diğer karakterlere de bayıldım. Citra ve Rowan'ın düşürüldüğü durum bana biraz Açlık Oyunlarındaki Katniss ve Peetanın durumunu hatırlattı ama olsundu onlara karşı olan sevgim sonsuz olduğu için, no problemo.
Nealcığım sanırsam bu serisiyle insanlığa ders üstüne ders, yargı üstüne yargı dağıtmaya çalışmış. Neredeyse kitabın her cümlesi altı çizilip, not alınası kıvamda. Ama ben o kıvamda bir okur olamadığım için o cümleleri iki kez okuyup, kendi kendime bolca takdir etmekle yetindim.:)
"Ölmek miydi yoksa ölememek miydi?, işte bütün mesele bu idi."
Yıllar sonra Nealcığım sayesinde yine ve yeniden düştük mu bu ikileme. Hadi bakalım sonumuz hayrola.
Ben serinin ilk kitabına anlaşılacağı üzere çokçana bayıldım. Zaten tür olarak distopya herzaman benim başım üstünün tacıdır, hele güzel ve etkili bir distopyaysa aslandır, kaplandır, kraldır, kraliçedir.♡