Kitabın arkasındaki o can alıcı soruyla başlayacağım:
"Aşkı ölümlülerin yüreğine kim düşürür - Eros mu, uğurlu anların tanrısı Kairos mu?"
Kairos’u bitirdiğimde anladım ki, Jenny Erpenbeck bu soruya acı bir cevap veriyor: Kairos o mükemmel, uğurlu anı yaratır, evet. O kapıyı bir kez aralar. Ama o kapıdan içeri giren, çoğu zaman tarihin, ideolojilerin ve kişisel zaafların zehriyle beslenmiş, her şeyi tüketen bir Eros’tur.
Bu roman, tam da bu trajedinin kendisi. Hans ve Katharina’nın ilişkisi, o mükemmel "Kairos" anıyla, bir otobüste kesişen o ilk bakışla başlıyor. Ama sahneyi hemen Hans’ın hastalıklı Eros’u devralıyor. Hans, sadece yaşça büyük bir entelektüel değil; o, bütün vaatleri ve bütün baskısıyla, yıkılmakta olan Doğu Almanya rejiminin ete kemiğe bürünmüş hali gibi. Katharina’ya bir dünya sunuyor: müzik, edebiyat, felsefe... Tıpkı rejimin vatandaşına sunduğu o korunaklı kimlik gibi…
Ama bu dünyanın bir bedeli var: mutlak sadakat. Sevgisi, Katharina'yı özgürleştirmek yerine bir Stasi ajanı gibi gözetleyen, sorgulayan, cezalandıran bir kafese dönüşüyor. Bu sevgi değil, bildiğin bir iktidar oyunu. Katharina da bu oyunda hem esir hem de o esarete çelişkili bir şekilde bağlı olan neslin ta kendisi.
Berlin Duvarı yıkılınca da sadece bir rejim değil, onların aşkının üzerine kurulduğu o zehirli temel de çöküyor. Duvarın yıkılışı, ülke için yeni bir "Kairos" olabilirdi ama Katharina için anlamı devasa bir boşluktan başka bir şey değil. Çünkü yaslandığı, nefret ettiği ama kimliğini borçlu olduğu o duvar artık yok.
İşte Kairos bu yüzden basit bir aşk romanı değil. Aşkı, bir ülkenin can çekişmesini anlatmak için en acımasız ve en dürüst metafor olarak kullanıyor. Kitap bitince anlıyorsun ki ne Eros ne de Kairos masum. Kairos sana bir anlık umut veriyor, Eros ise o umudu alıp bir enkaza çevirebiliyor. Geriye kalan ise sadece bir aşkın değil, koca bir dünyanın hayaleti. Ve o hayalet, peşini kolay kolay bırakmıyor…
Kitabı bitirdikten sonraki duygularımı tercüman olmuş yorumunuz ve kitapta uygulanan metafor tüm gözlerin görebileceği şekilde sermişsiniz tebrik ediyorum sizi