Puan vermedi·1062 syf.····Okunma: 30 Ocak 2025 01:48 Yaşanmamış bir duygunun savunucusu ya da yergicisi olmak çok kolaydır ama ya aynı şartlarda biz olsaydık? Yazacaklarımı biraz da bunu düşünerek sıralamak istiyorum.
Anna'ya baktığımda fiziksel olarak sevilmiş ama ruhunun sevilmemiş olduğunu görüyorum. Sadece etrafındakiler tarafından da değil üstelik, en çok kendi tarafından... Bir işi bilmeyen birine o işle alakalı veriler verirseniz onları nereye koyacağını, ne şekilde kullanacağını bilemez, öyle değil mi? Anna da sevgisizlik ve sevgi ile ne yapacağını bilemiyor.
Sevemediği bir eş; yaşça büyük, çirkin bulduğu ve işleriyle çok meşgul bir eş. Bu durumda başkasına aşık olmasını normal buluyorum ama eşi Aleksey'in onların ilişkilerini görmezden gelmesi, ancak kendi evlerinde görüştükleri zaman onları ahlaksızlıkla suçlaması bana oldukça komik geldi. İnsanlar görmezken ahlaksız olabilirsin, ama benim evimde ahlaksız olamazsın! Oysaki eylem aynı. Ah şu "İnsanlar ne der?" ahlaksızlığı...
Anna sevebildiğim bir karakter olamadı, ne kadar sevgisizliğine üzülsem de Vronskiy karşısındaki bencilce sevgi arayışı beni bunalttı. Ölmeyi bile karşısındakine acı çektirmek için isteyen bir insanın sevgisinin saflığından kim söz edebilir ki?
Kendi kızını bile, kendi kötü hayatının bir parçası olarak görerek onu sevmeyen birinin sevgisinden...?
Levin... kitaptaki en gerçek karakter. Çalışıyor, aşık oluyor, reddediliyor, gururu kırılıyor, üzülüyor, korkuyor, bilmiyor ve daha da önemlisi bilmediğini kabul ediyor. Samimiyetsizliğe dayanamıyor, saygısızlığa karşı tavrını koyuyor. Okuduğum bir yazıda Tolstoy'un kendi hayat felsefesini Levin üzerinden yansıttığını yazıyordu. Bu da Levin'i daha dikkatli incelememi sağladı.
Aynı yerde insanlar Levin gibi hissetmek istiyor ama Vronskiy gibi yaşamak "zorunda" kalıyor, diyordu. Neden zorunda? Ya da şöyle sorayım ipler neden bir başkasında? Levin gibi olmak çok da zor değil ama sorun şu ki Levin gibi olmak isteyen kaç kişi var?
Vronsky, arzularına kapıldığı için yaptığı şeyin yanlışlığını (kime göre yanlışlığı tartışılabilir evet) fark edemeyecek kadar yüzeysel... Ve tabii ki bunun getirdiği acıları yaşıyor.
Aleksey Karenin, en çok saydırabileceğim karakterlerden biridir o yüzden susmayı tercih ediyorum :)
Eserin kendisine saygım sonsuz, bu kadar kapsamlı bir kitabı yazmak büyük emek ve zekâ ister. Ancak burada benim saygı duyacağım ya da şöyle diyeyim iç çekeceğim bir aşk yok (Anna'dan bahsediyorum). Sevgisizlik temelli bir arayış gördüm daha çok.
Soyluların samimiyetsizliğine karşı, ruhumun fakirliğinden gurur duyarak keyifli okumalar diliyorum :)