14 Şubat 2008’de Ülkü Birinci’nin hastane konferans salonunda yaptığı konuşmayla başlayan ve bu sırada çıkan bir yangınla biten kısacık bir zaman sürecinde anlatılan, bizi üç yüze yakın kahraman ile tanıştıran bir roman Bir Deliler Evinin Yalan Yanlış Anlatılan Kısa Tarihi. 1898 yılında Hamidiye adıyla açılan 1908’de Gureba adını alan hastane 14 Şubat 2008’de bir yangında kül olur. Ve bu süreç içinde olaylar inanılmaz hızlı bir şekilde gelişir adeta olay içinde olaylar yaşarız. Sanki Ayfer Tunç eline kamerasını almış, küçük Karadeniz şehrinin sokaklarında geziniyor ve bizi kasaba sakinleriyle tanıştırıyor . Kuruluşundan itibaren hastaneyle doğrudan ya da dolaylı olarak ilişkisi olan, her biri adeta başkahraman olan yüzlerce kişi ile tanışan okur biraz şaşkınlık yaşıyor tabi. Ve bu kahramanların bir sebeple bir araya gelişlerini de hayretle okuyoruz. Benim romanda en çok hoşuma giden de bu oldu. Karakterlerin yaratılması ve bir olay etrafında birleştirilmesine hayran olmamak mümkün değil. Yazar gerek bir eşya ile( mesela Meryem Ana ikonası) gerek yasak ilişkilerle, gerekse iş ilişkileriyle ya da bir olayla bu kişilerin yollarını bir şekilde kesiştiriyor. Be bunu çok hoş tesadüflerle yapıyor. Bunun haricinde yazar tarihsel olayları, dönem eleştirilerini, gerçek kahramanları o kadar güzel kurgulamış ki okurken arada bir araştırmalar da yaptık. Hastanenin kuruluşunda emeği geçen Şekip Sami Bey ve ailesi, özellikle ilk kadın hakimlerden torunu Türkan Hanım, hasta Barış Bakış, Zahit Öğretmen,Ermeni ve Gürcü aileler ilgi çekici tiplerdi.