sevgi soysal ve tante rosa'sı
10/10
·106 syf.··
2025 8. kitabı
“Batmak hakkına da çıkmak hakkına da sahip olmak çok zor.” . Türk edebiyatı, uzun yıllar boyunca köyü, köylüyü ve onların sorunlarını anlatmaya odaklandı. Bu hikâyeler dönemin ruhunu gayet iyi yansıtıyor; okurların içinde bir kıpırtı toplumu anlatmaz; bireyin iç dünyasını da aydınlatır. . Öncelikle Sevgi Soysal kimdir? Sevgi Soysal (1936 – 1976), 70’lerin önemli kadın yazarlarından biridir. Edebiyat dünyasında kendine özgü duruşu sayesinde yer edinmiş; kadın kimliğini merkeze alan, alaycı ve ironik diliyle toplumda baskılanmış kadınların özgürlük arayışlarını başarıyla anlatmış, kadınlara dayatılan direktifleri eleştirmiştir. Tante Rosa (1970) Sevgi Soysal’ın ilk kitabıdır. Kitabın karakteri olan Rosa, hem toplumsal rollerin dışına itilmiş hem de toplumsal rollerin dışında kalmayı seçmiş tüm kadınların sesi olmuş bir simgedir. Rosa’nın hayatı başarılarla dolu süslü bir öykü değildir. Bu eser, Türk edebiyatında kadınların da özgür olduğuna ve varolduklarına değinen bir yapıya sahiptir. Kadına biçilen rollerden özellikle “başkası için” yaşamaya zorlanan kadının isyanını anlatır. Hani bilirsiniz, kendine bir eş bulmak yerine yeni bir anne arayan erkekler için; anne olduktan sonra büyük sorumlulukları da beraberinde getiren çocuklar için… İşte Rosa bunlara karşı çıkar. Kendi benliğini ararken uyumsuz bir bireye dönüşür ve çırpınır durur. 1950 ve 60’larda yazılan eserlere köy edebiyatının hakim olduğunu biliyoruz. Fakir Baykurt, Talip Apaydın ve sayabileceğimiz daha birçok yazar, köy ve köylünün sıkıntılarını anlatır. Bu hikâyelerde kadın genellikle acı çeken, ezilen, direnişi olmayan bir figürdür. İşte Tante Rosa köy hikâyeciliğinin “kadını önemsizleştiren” bu yaklaşımına bir başkaldırıdır. Yani Sevgi Soysal kadını bu tür klişelerden çıkarıp düşünen, isyan eden, sorgulayan hatta çılgınlaşan bir figüre dönüştürür. İşte kıskançlık kısmı burada başlar. Sevgi Soysal’a yağan eleştirilerden biri, kadınları hep konuşkan, itaat etmeyen, cinselliği sahiplenen hatta bazen deli yazmasıydı. O dönem edebiyatı kadını ya anne, ya ezilen, ya da namus timsali olarak gösterirdi. Tante Rosa tüm rolleri alt üst edip hiçbir kalıba sığmadı ve kendine özgü davrandı. Bu da rahatsız ediciydi; çünkü o dönem, birçok çevre tarafından ahlaka aykırı ve yoldan çıkarıcı olarak görüldü. Dahası “yerli” olmamakla ve dönemin diğer kadın yazarları tarafından çok abartılı olduğu gerekçesiyle eleştirildi. . “Tante Rosa’nın yaşadığı toplumda kadın, istemediği bir düzeni bırakıp gidebilir, kendi yaşamını yeni baştan defalarca kurabilir. Gerçekte, kadına böyle bir yaşam alanı tanımayan bir toplum için Tante Rosa, Alman olduğu için değil, özgürlüğünü sahiplenen bir kadın olduğu için yabancıdır.” (sayfa 12) . Tabii şöyle de bir durum var: O dönemlerde köy hikâyeciliği “gerçekliğe” dayanıyordu. Köy hikâyeciliği yapan yazarların birçoğu köyde doğmuş veya hayatının bir dönemini köyde geçirmiş kişilerdi. Bu yazarların bir kısmı, köy hayatını birebir gözlemlemiş, doğrudan tanıklık etmişti. Bu kadar çok “dış gözlem” yapılması kişinin iç dünyasında ne yaşadığını yok saymıştı. Zamanla bu “gerçekçilik” arka planda kaldı ve eserler daha çok didaktik tarzda yazılara dönüştü. Halkla etkileşim kurmak yerine, üstten bakan bir dille yazıldı. Aslında halkı bilinçlendirme açısından gayet iyiydiler; çünkü değindikleri konular, Anadolu’nun gerçekleri, sınıfsal eşitsizlikler, köylü sorunları gibi önemli meselelerdi. Ancak bu anlatılanların hayata ne kadar geçirildiği, ne kadar değişim yarattığı tartışılmalıdır. Çünkü bu eserlerde, anlatmışlar anlatmasına ama bir değişim, toplumsal bir dönüşüm için adım atılmasını sağlayamamışlar. Bu eserler yazıldı, okundu; fakat yaşanmadı. Yazılarda köylünün sefaletini anlatmak bir amaç gibiydi. Ama bu sefalet karşısında ne yapmalıydı? . Buraya kadar okuduysanız eğer teşekkürlerimi sunuyorum. Eğer başka yazılarımı da merak ederseniz hesabıma uğrayabilirsiniz... substack.com/@nahidee
Edebiyat
Tante RosaSevgi Soysal · İletişim Yayınları · 20195,3bin okunma
·
47 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.