Stefan Zweig’in Satranç adlı eserinde, insan psikolojisinin sınırları ve zihinsel dayanıklılık çarpıcı bir şekilde işlemiş. Kitabın merkezinde yer alan Dr. B., Nazi rejimi tarafından hücre hapsine mahkum edilmiş, insanlarla tüm bağlantısı koparılmış bir şekilde tecrit edilmiştir. Bu süreçte rastlantıyla eline geçen bir satranç kitabı onun hem akıl sağlığını koruma aracı hem de yavaş yavaş içine düştüğü bir saplantı haline gelir. Satranç onun için bir oyundan fazlasına, hayatta kalmak için zihinsel bir dayanak noktasına dönüşür. Bu durum, insanın zorlayıcı hayat koşulları karşısında bir şeye bağlanma ihtiyacını ve bazen bu bağın insanı nasıl içten içe tüketebileceğini gösterir. Zweig, bu anlatımıyla hem bireysel direnişi hem de insan ruhunun kırılganlığını ustalıkla yansıtır.