·240 syf.··Beğendi
···Okunma: 31 Temmuz 2025 21:46 Savaş çok büyük bir kötülüktür. Bilhassa taş devrine kıyasla bugünümüzde. Öldürmeye ve ölmeye gitmek bir yana, cephenin sözde gerisinde duran insanlar için ne anlama gelir savaş? Haber alınamayan ve büyük ihtimalle ölüm haberi gelecek olan yakınlar, ülkede kaos ve sıkı yönetim, erzak kıtlığı ve tıbbî bakım yetersizliği... Ve hepsinin yanında günlük yaşama devam etme zorunluluğu...
Hele kitabın kahramanı evli ve dört çocuk annesi bir kadınsanız, üstelik sizden başka ilgilenmeyen, yalnız yaşayan ve alzheimer hastalığı başlamak üzere olan bir babanıza gidip gelmek zorunda iseniz...
Savaş dediğime ve ülkeye göre kulağa uzak gelmesine aldanmayın. İç savaş da dış tehdit bulunmayan ve saldırgan bir dış siyaset izlemeyen ülkelerde bile her an patlak verebilir. Sadece zalim bir yönetici veya iktidara bakar... Ve hiçbir ülke bu tehditten uzak değildir.
Yazar bu kadının gözünden, onun zihin ve duygu dünyasından, savaşa girme, sıkıntıların giderek hızlıca artışı ve çaresizliğin dibini boylama safhalarını harika bir şekilde anlatmış. Adeta Eilish ile yaşıyorsunuz o günleri. Yine mi bir distopya? demeyin. Sırf savaş bölgelerinden kaçmak zorunda kalan insanların bu ruh halini görmek ve o insanlarla empati kurabilme açısından çok değerli ve asla güncelliğini yitirmeyecek olan bir eser (malum biz de Türkiye de Suriye'li savaş mültecileriyle, Almanya'da da hem Suriye'li hem de Ukrayna'lı savaş mültecileri ile birlikte yaşıyoruz).
Ama kitabı yavaş okumanız gerekiyor. Benim gibi kitaplara hızlı giriş yapan insanlar sıkı bir şekilde frene basarak okumaları gerekiyor. Zira kitapta neredeyse hiç paragraf yok, olaylar birinden diğerine akıp gidiyor. Buna bir de kahramanımızın gördüğü rüyalar, gün içi maziye gitmeler ve düşünce aleminde seyahatlere gitmeleri hızlı okuduğunuz takdirde içinden çıkılacak gibi değil.
Çok değerli bulduğum eserleri biriktirmeye ve toplu halde tutmaya çalıştığım drive dosyama ekledim. Oradan kolaylıkla ulaşabilirsiniz.
Keyifli okumalar.