Gönderi

Bu sayı “Yarası Yarasına Denk Düşenlerin Sayısı”
8/10
·50 syf.··
2025 35. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 06 Ağustos 2025 11:29
Sevgili Kitap Dostlarım, Bu mektup, sancıları sancılarımıza, yalnızlığı yalnızlığımıza dokunan bir derginin 100. sayısına dair... KafkaOkur, tam da Franz Kafka’nın dediği gibi, “edebiyattan ibaret” olanların sığınağıydı hep. Bugün, Haziran-Temmuz 2025’te 100. kez dalya diyor ve bu kutlu yorgunluğu, kırılganlığı, kafkaeski varoluşu bizimle paylaşıyor. Bu sayı “Yarası Yarasına Denk Düşenlerin Sayısı” diyebiliriz. “Yalnız değildir o, sadece tek başınadır” diye fısıldıyor Haydar Ergülen, bu sayının ilk sayfalarında. Altı kafkaesk roman, bir çığlığın altı farklı tonu gibi dizilmiş: Katip Bartleby’nin direnişi, Tatar Çölü’nde bekleyişin çürümesi, Körlük’te insanlığın döküntüleri, Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz’ın trajikomik çıkmazı ve hepsi, Gregor Samsa’nın “ Bir sabah uyandığımda böcek olsaydım” dehşetini yeniden yaşatıyor . Kafka’nın babası Hermann’a yazdığı mektuptan bir cümle düşmüş sayfaların arasına: “Aile denen vazgeçilmez cehennem.”Şükrü Erbaş’ın “Anne gam yükü, baba bir boşluk fotoğrafıydı” sözü, tam da bu yaraya basıyor. Dergi, Kafka’nın fabrikada çalışma ile intihar arasındaki o ünlü ikilemini (Fabrikada iki hafta mı yoksa intihar mı?” hatırlatıyor: Bir yanda disiplinli bir babanın gölgesi, diğer yanda yazmaktan başka tutunamayan bir ruh . “Yanımda yürüyordun Milena, düşünsene, yanımda yürümüştün.” Arka kapakta, mavi gözlü Milena Jesenska’nın fotoğrafı – Kafka’nın “Paltom ağır gelirken, nasıl taşırım koskoca dünyayı sırtımda?” dediği kadın... Onunla Filistin’e kaçıp garsonluk yapma hayali, gerçekleşseydi belki de “kafkaesk” doğmayacaktı. Ama hayat, gerçekleşmemiş hayallerin mezarlığı değil mi? Zeynep Kahraman Füzün’ün itirafı çarpıyor yüreğe: “Erkenden bakışlarım solmuş, erkenden yüzüm çürümüş. Konuşmaya konuşmaya konuşmaz olmuşum.” Yağmur Arat ise “Savaşla yıkılmadım, sadece yaşamayı beceremedim” diye ekliyor. İşte bu yüzden hepimiz Samsa’yız: Toplum bizi “işe yaradığımız sürece” seviyor. Bir sabah uyanıp “işe yaramaz” hâle gelirsek, faraşla atılmayı bekliyoruz . KafkaOkur, 2018’den beri minimal tasarımı, göz yormayan sarımtırak kağıtları ve ipe dizilmiş gibi duran cümleleriyle bir sığınaktı . 100. sayıda da bu ruhu korumuş: İçinde şiirler, denemeler, film incelemeleri ve o unutulmaz kitap ayraçlarıyla (Ekim 2018’deki gibi!) . Haydar Ergülen’in dediği gibi: “Kalbinizi yanınıza alın şeyhim, gece yalnız geçilmez!” Belki de Kafka’yı bu kadar sevişimiz, tam da bu yüzden: “Umudum baki. Umudum güzel. Sen umudumdan da güzelsin.” 100. sayı, kırılganlığımızla yüzleşmemizi sağlıyor. Yeni sayılarda buluşuncaya dek, yazmakta ve okumakta direnmeye devam... Çünkü Kafka’nın da dediği gibi: “*Biraz daha uyusam ve tüm bu saçmalıkları unutsam nasıl olur acaba?” Kitapla, umutla, kalbinizle kalın... Sevgilerimle, Bir KafkaOkur yolcusu Tuğba Saydam Tuub P.Kübra Semra YAPAL DeMeTeR Arzu Cansu N❁ Cuma Bozkurt BUSE KARADENİZ Betül @QaMzE_ Miroslava Angelova Bast ı zaman Tayy ı mekân Filiz Taşcı
KafkaOkur - Sayı 100 (Haziran-Temmuz 2025)KafkaOkur Dergisi · KafkaOkur Dergisi Yayınları · 2025300 okunma
··
278 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Bu göderinize Kafka'nın çok sevdiğim ve çok sevilen bir cümlesi ile teşekkür etmek istedim değerli hocam; "Her şeyim tastamam. Sadece bir daha kendime ihtiyacım var." Yaramız yarasına denk olanlara selam olsun. 🌸