Şimdiye kadar okuduğum bütün dark romance kitaplarını bir kenara bırakıyorum çünkü okuduğum en karanlık olanı buydu. İçinde çok fazla tetikleyici unsur barındırıyor. Trigger Warring diye bağırıyor. Uyuşturucu, intihar, jiletle kendini kesme… Ben şimdiye kadar aslında hiç asıl dark romance okumamışım onu fark ettim.
Konusu, Brooklyn adında tedavi gören bir akıl hastası kızın Clearview hastanesinden Blackwood’a transfer olmasıyla başlıyor. Blackwood bir akıl hastanesinden daha farklı olarak aynı zamanda eğitim veriyor. Ölmek isteyen ve gün geçtikçe intihar zamanını bekleyen Brooklyn’i orada çabalamaktan vazgeçmeyen Kade, çılgın enerjisiyle mavi saçlı Phoenix, konuşamayan sessiz çocuk Elijah ve çevresine sadece zarar veren Hudson bekliyor. Brooklyn tek bir amacı var, sadece ölmek. Bu yüzden arkadaş edinip geride onun için üzülecek kimse olmasını istemiyor ama kendilerine biz bir aileyiz diyen bu dört oğlan onu bırakmamaya kararlı.
Ne diyebilirim ki? Bu kitap beni çok üzdü. Özellikle Elijah ve Brooklyn. İkisininde akıl sağlığı o kadar kötü ki. Brooklyn yaptıklarından pişman olduğu için kendisini canavar olduğunu düşünüyor ve sadece ölmek istiyor yaşamayı hak etmediğini düşünüyor. Elijah geçmişte dindar babası yüzünden çok fazla işkence görmüş ve konuşmak istemiyor. Bu ikisini okumak yüreğime fazla geldi. Kade grubun en normal çocuğu kardeşi Hudson için Blackwood’a çalışıyor ve inanılmaz güvenli hissettiriyor. Phoenix benim favorim. Geçmişte uyuşturucu satıcıymış. Mavi saçlı ve çılgın bir enerjisi var ayrıca Brooklyn’le çok güzeller. Hudson’ı pek sevemedim. Zamanında Brooklyn’e bir ilişki yaşamışlar ve çok kötü bir şey yapmış. Kitapta bu detaylı anlatılmadı ama Brooklyn’in akıl sağlığının bu şekile dönüşmesi Hudson’ın suçu.
Aslında kitaptan daha farklı şeyler bekliyordum. Bütün oğlanların psikopat olmasını (yani Kade ve Elijah hariç diğerlerinin psikopat olduğunu söyleyebiliriz) çok fazla smut bekliyordum ama pek beklediğim gibi çıkmadı. Elbette smut var fakat karakterlerin içsel çöküşleri daha ön planda. Kitapta en sinir olduğum sahne Brooklyn’in Hudson yüzünden oğlanlarla konuşmaması ve onları görmezden gelmesi sonra Hudson kendini acındırdığında hemen onunla sevişmesi oldu. Phoneix’in oradaki tepkisini tamamen haklı buluyorum. Ayrıca ters harem kitaplarında benim beklediğim şey her adamın eşit ölçüde yer almasıdır fakat Kade ve Brooklyn’in çok etkileşimleri yoktu. Sadece öpüştüler ve Brooklyn’in inanılmaz bir görmezden gelme durumu var. Kade’e çok fazla haksızlık ettiğini düşünüyorum.
Son sahne beni bitirdi. Dördüncü Kanat Liam’ın ölümünden sonra hiçbir sahnede bu kadar ağlamıştım. Brooklyn’in çatıya çıkıp intihar edeceği zaman Elijah’ın dövülmüş ve bacağının kırık olmasına rağmen onun için çatıya çıkıp ilk kez konuşması, kekeleyerek ‘gitme, kal, bizim için yaşa’ demesi beni çok ağlattı. Kitabın en hüzünlü ama bir o kadar derinden etkileyici sahnesiydi. Çok fenaydı.
İkinci kitaba hemen başlasam mı bilemiyorum bu akıl sağlığı bozuk karakterleri okumak gerçekten zor. Ama aralarında çok derin bir bağ oluştu nasıl ilerleyecekler merak uyandırıcı.
Xoxo
Twisted HeathensJ. Rose · Independently published · 20213 okunma