Kitap özeti
1) Bir arzuya yararlı olacak veya bir duyguyu rahatlatacak olan hareketlerin, sık tekrarlanmaları durumunda alışkanlık haline gelerek, zayıf bir biçimde de olsa aynı arzu veya duygu ortaya çıktığı zaman, yararlı olup olmadıklarına bakılmaksızın ortaya konmasıdır (366). 2) Antitez ilkesi. Birinci ilkemizde olduğu gibi bazı zihinsel durumlar, yararlı bazı alışkanlık eylemerine yol açarlar. Şimdi tam tersine, bir zihinsel durum uyarılırsa, bunun bir yararı olmamasına rağmen, ters yapıdaki hareketlerin eylemi için kuvvetli ve istem dışı bir eğilim oluşur ve bazı durumlarda bu hareketler çok belirgindir. 3) Önce istem ve bir derece kadar alışkanlıklardan bağımsız olarak, sinir sisteminin yapısı nedeniyle alışan hareketler ilkesi. Sinir sistemi kuvvetli bir şekilde etkinlenince isnir gücü fazla oluşur ve sinri hücerinin bağlantılarına göre ve kısmen akışlkanlıkla belirli yönlere aktarılır ve ya göründüğü gibi sinri dücünün akrşılanması kesintiye uğrar. Darwin’in gözlemi sinir hücerlerinde uluşan fikizsel değişimin alıskanlığa dönüşmesi doğrulandı. Merzenich bir motor yeteneğin elde edilmesinin değişik parmakların motor korteksdeki referanslarını değiştirdiğini gösterdi. Darwin daha sonra latıımla elde edilen bu tür beyin değişlikliklerinin kullanım kalıtımı örnekleri olduğunu söylemiştir ki şimdi bunun yanlış olduğunu biliyoruz. Böyle bir kalıtım için bu kanıt öğrenilen özelliğin kalıtımsallaşmasından değil, fakat yetiştirilen hayvanların özle bir yeteneği geliştirme özelliğine sahip olmanlar arasından seçilmesindeydi (69). Onaylamadığımız şeyi dinlerken gözlerimizi kapatıp başımızı iki yana sallıyoruz. Görmedim der gibi. Kabul edince de gözleri açıp kafayı eğiyoruz. Utanınca da gözlerimiz eğiyoruz. Görüş alanından kaçmak ister gibi büzüşüyoruz. Ebeveynler tarafından öğrenilen alışkanlıklar kalıtımla döle geçmez (78). Gördüğümüz gibi irkilme, sanki bir şeyden korunuyormuş gibi bedenin en duyarlı ve narin organları olan gözlerin kapanmasıyla beraber oraya çıkıyor; ve bana göre bu her zaman, şiddetli bir harekete hazırlık olan ani ve etkili bir esinlenme ile beraber oluyor (79). Korkulu bir şaşkınlık içinde olan bir kişi gözlerini iyice açar veya kaşları büzülür. Bedenini ter kaplar ve damlalar yüzünden akmaya başlarlar (105). Sevilmek kabul edildiğinin, tanındığının, benimsendiğinin göstergesidir. 1) Evrimsel olarak yalnız kalıp yok olmaktan kurtulursun. Güvenlik sağlar. 2) Kendi varlığının onaylandığını anlarsın var olduğunu bilirsin. 3) Değer oluşturacak kadar gelişkin oluduğunu hissedersin. 4) Aşk durumunda üreyerek sonsuz kalırsın. . Korkudan bayılmak ölü taklidi olabilir. Ama işe yaramaz ki. ??? Darwin, anne sevgisi, romantik aşk, nefret, kıskançlık veya imrenme için bir ifade yok derken doğruyu söylüyor. Bu, deneyimlerin ne zaman olacağını söyleyemeyeceğimiz anlamına gelmiyor; yalnızca bu duygulara özel yüz ifadeleri ve sesleri yok (115). Gibon şarkı söyleyen tek memeli hayvandır. Yalan söyleyen insanlarda perde daha yüksektir. Kas gerginliğindeki artış perdeyi artırıyor (125). İlk üç ayda çocuklar göz yaşı dökmezler (185). Hapşırırken, öksürürken gözümü mikrop kapmasın diye kapatıyoruz. Üzüntü: Kan dolaşımı yavaşlar; yüz soluklaşır; kaslar gevşer; göz kapakları düşer; baş kasılmış göğsün üzerinde asılı kalır, dudaklar, yanaklar ve alt çene kendi ağırlıklarıyla aşağı çökerler. Böylece bütün yüz özellikleri uzar ve kötü bir haber duyan kişi için yüzü asılmış denir (204). Kendiliğinden oluşan bir çok duygusal yüz hareketleri simetrik oluyor. Oyuncuların yaptıkları tam simetrik olmuyor (210). Gülme sesi, derin bir nefes almayı takip eden kısa, sürekli göğüs ve özellikle diyafram kasılmaları ile üretilir. Gülmedeki solunumun en belirgin özelliği nefes vermektir. Gülme esnasındaki solunum sadece normal düzey seviyesini aşmaz, fakat istem içi solunumun en üst seviyesine ulaşır hatta bazen de geçer (226). Göz kasılıyorsa gerçek gülümseme, göz kasılmıyorsa gerçek gülümseme değil. 5 aylık bebek anneye gülümserken göz kasılıyor, yabancıya gülümserken kasılmıyor (230). Keyif ve Neşe: Böyle bir durumda olan bir kişi bedenini dik tutar, kafası yukarıdadır ve gözleri açıktır. Görününde bir sarkma ve kaşlarda gerilme yoktur. Tam tersine alın kası hafifçe gerilir (236). Garip veya kötü bir tat aldıkları zaman yemek yiyen hemen herkesin kaşların çatıldığını gördüm. Zor bir iş olunca kaşlarımız çatılıyor. Uzağı görmek isteyen ilkel insan gibi. Görme duyumuza öğrenmede en önemli yeri vermiş. Bir zorlukla karşılaştığımızda kaşlar çatılıyor çünkü avı görebilmek ve bulabilmek, gözümüzü ışıktan korumak için bunları nesiller boyunca yaptık. Uzakta ne olduğunu anlama çalışmak bir güçlüğü çözme isteğidir. Bir kişi dalgın bir biçimde düşüncelerde kaybolursa veya bazen söylendiği gibi derin düşüncelere dalmışsa kaşlarını çatmaz, fakat boş gözlerle bakar (250). Dudakların ileri çıkması küskünlüğün ifadesidir (255). Azim veya kararlılık: Ağzın sıkıca kapanması görünüme kararlı ve azimli bir ifade verir (257). Göz kapaklarının yarı kapalı olması veya gözlerin veya tüm bedenin dönmesi hareketleri hor görmenin açık belirtileridir. Hareket, sanki hor görülen kişinin bakmaya deymez veya onun dayanılmaz biri olduğunu göstermek için yapılmaktadır. Küçümserken üst dudak yukarıya döner. Baş yukarı kaldırılır. Küçümsenenle aradaki mesafe arttırılmaya çalışılır (275). Suçlu, onu suçlayana bakmaktan kaçınıyor veya kaçamak bakışlar atıyordu. Göz ucuyla bakılıyor veya gözler sağdan sola oynuyorlar veya göz kapakları iniyor ve yarı kapalı oluyor (284). Çaresiz insan omuzlarını kaldırır ellerini açar. Dikkat, kaşların hafifçe kaldırılmasıyla gösterilir ve bu durum hayrete dönüştükçe kaşlar daha da kalkar, gözler ve ağız geniş bir biçimde açılır. Gözlerin çabuk ve geniş bir biçimde açılabilmesi için, kaşların kalması gerekir ve bu alında çapraz kırışıklıklar oluşturur (301). Şaşkınlık anında kaşlarımızı kaldırırız çünkü şaşkınlık yaratan şeyi en iyi şekilde görmek isteriz. İrkilmede göz güçlü şekilde kapanır, ağız dik olarak kasılır ve boyundaki platysma kası gerilir (308). Beğenmek, şaşkınlığın zevk ve onaylama ile birleşmiş şeklidir. Canlı olarak duyulunca, gözler açılır ve kaşlar kalkar; gözler basit bir şaşırma olayındaki gibi, boş bakmak yerine parlar; ve ağız açılmak yerine gülümser. Korku ile eller soğur çünkü kaçmak için kan bacaklara gider. Kızgınlıkta ise vurmak için kan ellere geldiği için eller ısınır (314). Hindistanda suçluların ağzına pirinç koyuyorlar pirinç ıslanırsa suçsuz kuru kalırsa ağzı korkudan kurudu diye suçlu (314). Korkudan sıçmak diye bir şey var. Büzgen kaslar hareket etmiyor ve sıçıyorsun. Maymunlarda da oluyor. İyileşen delilerde saçlar taranmaz bir hal almaktan çıkıyor. Utanma iki iki buçuk yaşlarında başlıyor (333). Çekingenlik temel olarak yüzün kızarması, gözlerin kaçırılması veya yere indirilmesi ve denin sinirli rahatsız hareketleriyle göze çarpar (348).
59 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.