Sitede yazdığım ikinci kitap incelemesi bu kadar rezalet bir yazar için olmasaydı iyiydi. Kader.
Hayatınız boyunca ortalama bir kişisel gelişim kitabı okuduysanız, bu kitabın size verebileceği yeni hiçbir şey yok. Kişisel gelişim kitaplarının şanındandır, afili aforizmalar yığarlar ve anlattıkları şey efsanevî bir şeymiş gibi gözükür, bu yazar kişisinde öyle bir yetenek de yok. Zaten kitap da bir kişisel gelişim kitabından ziyade bir Hıristiyan misyonerlik faaliyeti. O kadar büyük bir misyonerlik faaliyeti ki, İncil’in kendisini okusam bu kadar İncil referansı bulamazdım. Sadece bir örnek vereceğim ve yazar kişinin ne kadar büyük bir misyoner olduğunu aşağı yukarı anlayacaksınız. Özetle diyor ki yazar kişisi, “Size bir ilaç reçete edildiği zaman genellikle kullanmazsınız ya da yarıda bırakırsınız. Çünkü Adem ve Havva cennetten kovulduğu için kendilerini değersiz, kirlenmiş ve çirkin hissetmişlerdi. Siz de onların günahından pay almış olmanız nedeniyle kendinizi kirlenmiş, değersiz ve çirkin hissettiğiniz için kendinizin, size reçete edilen ilacı kullanmaya değer olmadığınızı düşünürsünüz.” “Veterinere güvenmemek için de doktora güvenmemek için olduğu kadar nedeniniz vardır” diyor yazar kişisi ama bu nedenlerin ne olduğunu söylemiyor, muhtemelen onların da ilk günahtan pay almaları nedeniyle güvenemediğimizi düşünüyor. Sonra da diyor ki, ”Ama köpeğinize bir ilaç reçete edilirse kullanırsınız. Çünkü köpeğiniz Adem ve Havva’nın günahından pay almamıştır.” İnsanların çoğunluğu çocuklarına da en az köpekleri kadar değer verdikleri ve tedavilerini önemsedikleri hâlde kitapta aynı örnek kişinin çocuğu üzerinden verilemiyor çünkü yazar kişisinin inanışına göre o tedavisine önem verilen çocuklar da aynı günahla doğuyor. Herkesin Hıristiyan olduğu ve ilk günah doktrinine gönülden bağlı olduğu ön kabulü var, köpeğe reçete yazan veterinerin de bir insan olduğu ve aynı günahtan pay almış olması gerektiği bilgisini görmezden gelmek de var. Çünkü doktora aynı sebeple güvenmiyorken veterinere neden güveniyoruzun doğru düzgün bir cevabı verilmiyor. -Cevap köpeğimizin masum olmasıymış, yerseniz.- Bir psikologda olmaması gereken her şey var kısaca. Kişinin değer görmeden büyümesi nedeniyle kendine değer veremiyor -hatta kendinden nefret ediyor- olma ihtimali, ilacı kullandığı dönemde etkili olmaya başlaması nedeniyle hastalığının düzeldiğini düşünerek yarım bırakmış olma ihtimali, önceki yarım bıraktığı ilaç kullanma deneyimlerinin sonucu olarak iç sesinin kişinin üstünde yarattığı “zaten yarım bırakacaksın” düşüncesinin varlığı ihtimali, modern dünyanın bilgi kirliliklerinin yarattığı tıp otoritelerine güven kaybı ihtimali, insanın kendisinin başka konulardaki zaaflarını ve kötü davranışlarını bildiği için kendisini her alanda kötü görmesi ve kendisini cezalandırarak bu histen kurtulma çabası ihtimali ise yok. Yani bir psikologda olması gerekenler yok, olmaması gerekenler var. Sonra bu kendini tedavi etmeme konusu, Havva’nın Adem’e yasak elmayı yedirerek onu utandırması üzerinden kadının, erkeği utandırarak kalbini kıran bir varlık olduğu, erkeğin ise düzenin temsilcisi olduğu; Adem’in, Havva’yı cazgır, kendisini de zayıf yarattığı için Tanrı’ya sövmesine kadar gidiyor bu arada. Bunların hiçbirini ben uydurmadım, hepsi ciddi ciddi yazıyor. “Konu buraya nasıl geldi?” diye bağırmıştım okurken. Her şeyi ya ilk günah doktrinine, ya Habil-Kabil kıssasına ya da Hz. İsa’ya bağlayarak çözebileceğini düşünmüş yazar kişisi ama her şeyi bağlayamamış da. Bazı şeyleri de bağlamak için o kadar uğraşmış ki bunu buraya nasıl bağladın diye kalıyorsunuz. Kardeş katili Kabil, bu yazar kişisine göre neredeyse masum mesela, çünkü Tanrı’ya kurban sunduğu ve fedakârlık yaptığı hâlde Tanrı bizim bilemeyeceğimiz bir sebeple kurbanı kabul etmemiş ve bu da Kabil’i öfkelendirmiş. Öfkelenen Kabil, Tanrı’dan intikam almaya karar vermiş ve kardeşini öldürmüş. “Tanrı da Kabil’in kurbanını kabul ediverseymiş”in bir adım öncesinde duruyor yazar kişisi. Kitapta Hıristiyanlığın yanında Antik Mısır dinleri, Budizm, Hinduizm ve Yahudilik’ten de bahsediliyor -bahsedilmeyen tek dini bulun- ama her şeyin en doğrusunu anlayan ve yapan hep Hıristiyanlık.
Kitapta, karşılığında iyilik görmediği hâlde iyiliğin temsili olan bir İsa anlatısı var ki yazarın en az anladığı insan İsa. Yazar kişisi kendi anlattığı İsa’yı o kadar anlamamış ki, 7 Ekim 2023’te “Give 'em hell Netanyahu” diye tweet atabilecek kadar kötülüğün dibine batmış. Sonra gerçeği görmüştür belki diye düşünürseniz de -ki ben katıksız enayi olduğum için öyle düşünüp Twitter’ını biraz deştim-, görmemiş.
Bir insanın Auschwitz ve Sovyet kamplarını zulmün temsili olarak uzun uzun anlattıktan sonra onların uzantısı olan terör devletini özgürlük savunucusu ilan edip savunması için kendi yazdıklarını hiç anlamamış olması lâzım.
Özetle kitabı kişisel gelişiminiz için almayı düşünürseniz almanıza gerek yok, anlattığı şeyleri daha derli toplu ve daha psikoloji destekli anlatan sürüyle yazar var. Hıristiyanlığı ve İslam dışında diğer kadim dini metinleri ve hikâyeleri öğrenmek için okuyabilirsiniz. Gazze ve hatta sadece insanlık diye bir derdiniz varsa yanına bile yaklaşmayın, evinizde pahalı bir çöpünüz olmuş olur. Yine aynı dertlere sahipseniz ama hasbelkader aldıysanız çöpe değil kâğıt geri dönüşüme atmanızı öneririm çünkü bu yazar çöpte olmayı bile hak etmiyor.