Gönderi

Hayatınızın dolabında “yer açma” vakti gelmedi mi?!
9/10
·40 syf.··
2025 90. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 14 Ağustos 2025 18:25
Hayatında tutmak zorunda hissettiklerin, alışkanlıktan tuttukların, başkalarının sana yakıştırdığı ama senin kendine yakıştırmadıkların, yanındayken umurunda olmayan ancak hayatından çıkarmaya da kıyamadıkların, eskisi gibi olur diye düşündüğün ama hep bir eksiklik hissi olan insanları hayatından çıkarma vakti gelmedi mi? Yoksa nasıl yer açılacak “Kim ne derse desin kendine yakıştırdıklarına, yanında kendin gibi hissettiklerine?” Ne anlatımdı ama Selin Şensoy, bir de “şarkı” armağan etmiş size: Kendime yeni bir ben lazım: youtube.com/watch?v=k_iv0iZ... Dinleyelim mi? Türkan Şoray gibi bir kadın daha doğmayacak. Kimse aşkı Sezen Aksu gibi anlatmayacak. Ve ben; Bazı insanları asla affetmeyeceğim. Kimin sözü bilmiyorum, hangi ruh haliyle yazdığını da bilmiyorum. Ama yıllar geçtikçe daha çok inanıyorum. Ya siz, Sever misiniz Türkan Şoray’ı? Ne kadar tanıyoruz mesela… Dünyaya duyarlılığına hayran olduğum kadın… En son orman yangınlarına değinmiş, Kıbrıs Türklerinin Barış ve Özgürlük Bayramını kutlamış, şehitlerimiz için yüreği yanmış. Bir de söyleşi kitabı çıkmış, Türkan ve Hayat, nasıl okumam! Biliyor muydunuz? Babasından yaralı olduğunu, En sevdiği mevsimi: İlkbahar, yaşama uyanmaktır o pembe beyaz bahar dalları, Ait olduğu şehir, İstanbul: Benim için bir şiir, bitmemiş bir roman, Martı olup uçmak istediğini, Kimselere dillendirmediği Cüneyt Arkın aşkını, Selvi Boylum Al Yazmalım ile yakıştırdığımız Kadir İnanır’a çokça yabancı hissettiğini, adeta, Murathan Mungan misali, “İyi ol, sağ ol, uzak ol,” dediğini, İçinde mavi olan her şeyi sevdiğini… Sevgi de yetmiyormuş, çok eskiden rastlaşacaktık. #244593325 Sesiyle veda etmeyelim mi? youtube.com/watch?v=BBOD0nN... Her şeye sahip olmak isteyen elindekini de kaybediyor. Öyle haklı ki… “Artık kimse bağ kurmakla ilgilenmiyor; herkes bağlandığını kontrol etmekle meşgul,” diyerek bu ayki sayının açılış yazısını kaleme almış Ayça Derin Karabulut, “Açık bavullara, kapalı bavullara ve yer değiştirme cesareti gösteren tüm Jessicalara” armağan etmiş yazısını. İç sesiyle hasbihal ediyor Cem Güventürk, - Hani istediğimiz şeyler gerçek olacaktı? +Bazı şeyler istediğin gibi olmadığı için o kadar şanslısın ki. Düşünüyorum da bazı şeylerin istediğimiz gibi olmaması bizim için gerçekten, isteklerimiz öyle çok değişiyor ki çünkü. Yoksa baş başa kalırdık eskiden istediğimiz şeylerle. Asaf Hâlet Çelebi’nin hepimizin sevdiği şiiri karşılıyor bizi, izninizle hepsini paylaşacağım, zira hiçbir dizesini kısaltmaya varmıyor ne ruhum ne elim… İbrahim… ibrahim içimdeki putları devir elindeki baltayla kırılan putların yerine yenilerini koyan kim güneş buzdan evimi yıktı koca buzlar düştü putların boyunları kırıldı ibrahim güneşi evime sokan kim asma bahçelerinde dolaşan güzelleri buhtunnasır put yaptı ben ki zamansız bahçeleri kucakladım güzeller bende kaldı ibrahim gönlümü put sanıp kıran kim. “Zeytin Utandırmasın,” diyor Sema Kaygusuz ve bir sure fısıldıyor kulağımıza, “Andolsun incire ve zeytine, Sina Dağı’na, Ve bu güvenli şehre, Biz insanı en güzel biçimde yarattık, Sonra onu aşağıların aşağısına indirdik.” Tin Suresi, 95:1-5, Afşin Kum’dan Yutturma Sanatı: “Okurun yazardan beklediği, sadece kendi kurduğu gerçekliğe sadık kalmasıdır.” Zeynep Kaçar, Kaan Koç, “Bazı günler, sadece nefes almak bile küçük ama sahici bir başkaldırıdır,” diyen Deniz Gökkan ve Çocukluğumuza kadar dokunan Nermin Yıldırım –Okunacak kitabın kalmadı yenisini yaz artık!- “Öğle uykularını, ikindi ezanlarını, perdeden sızan güneşin gölge oyunlarını, sokağa çağıran arkadaş seslerini, kan ter içinde eve dönmeleri... Sevimli Hayalet Casper'a, Uçan Kaz Nils'e ve pazar köpeği Lassie'e rağmen geçmek bilmeyen o upuzun yazları.” “Baba Yarası” ile yüreğimize dokunuyor Beyhan Budak, en çok da kız çocukları için, “İnsan çocukluğunda iki şekilde yara alır: Birincisi yaşamaması gereken şeyler yaşadığında, ikincisiyse yaşaması gereken şeyleri yaşayamadığında.” Mahir Ünsal Eriş, Sunay Akın, “Yarım kalan çok şey var, siz mümkün olduğu kadar hiçbir şeyi yarım bırakmayın,” diyen Cem Davran, -seni burada görmeyi seviyorum.- Ve Can Yılmaz, “Televizyonlar tüplüydü ama izlediğimiz şeyler doluydu. Akşam haberinden önce çizgi film olurdu, sonra ailece diziler izlenirdi. Bugün ise herkes kendi ekranına gömülü.” Her Şeye Rağmen Gülümseten Şeyler ile yine karşımızda Deniz Dülgeroğlu, “Yeni tanıştığım birinin çok sevdiğim bir yazardan ya da kitaptan heyecanla bahsetmeye başlaması.” Gülümsüyorum gerçekten. Belki bir romanın kahramanında kendini buluyorsun. O bağ kuruluyor bir kere, kolay da kopmuyor, diyor Yekta Kopan, siz hangi roman kahramanında kendinizi buluyorsunuz? Kimsesizler için yazıyor Timur Soykan, bir gün hepimiz kimsesiz adayıyız. Ve Bedia Ceylan Güzelce soruyor, “... sahi, biz neden yanarak ölüyoruz bu ülkece hâlâ?” Dinmeyen orman yangınları yazımızı kışa çevirmedi mi? Sanki ormanlar değil de içimiz yanıyor gibi… Ne der Yaşar Kemal, “Hiç orman yangını gören var mı? Yanarken ağaçlar da insanlar gibi çığlık çığlığa ağlarlar.” Biraz uzun oldu farkındayım, Uzun yazıların okunmadığını da biliyorum, Şu günlerde yalnız kendim için yazıyorum. Ruha iyi gelen kaç şey var şu dünyada?
Dergi
Kafa Dergisi - Sayı 131 (Ağustos 2025)Kafa Dergisi · Kafa Grup Yayınları · 2025119 okunma
·
2.777 Gösterim
3 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Mikail Balcı
Gönderi Sahibi
#244593325 KafkaOkur'un Türkan Şoray sayısını da tavsiye ediyorum.
Yaşar Kemal'e kadar çok keyifliydi😌
Mikail Balcı
Gönderi Sahibi
Ülkece canımız yandı...
Kalemine sağlık, yine çok güzel bir inceleme olmuş, uzun olsa da bir çırpıda okunuyor su gibi...
Mikail Balcı
Gönderi Sahibi
Teşekkür ediyorum...