·493 syf.··Beğendi
···Okunma: 21 Ağustos 2025 14:43 Birisi için "Sen insan mısın?" dediğimiz veya düşündüğümüz olmuştur muhtemelen. Oskar tam da bu soruyu sormak için var gibi: Sen insan mısın Oskar?...
İnsana bu soruyu sordurtma sebebi onun, tabirimi af buyrunuz, kimi insanın ifade edeceği veya bir zamanlar ettiği "insan ucubesi" terimine ufak ve çocuksu boyutları ile denk gelmesi değil kesinlikle. Oskar çocuk masumiyeti görünümünde bir şeytan, her ne kadar kendisini kitapta yer yer (yeni bir) İsa olarak sunsa da. Çünkü Oskar bir katildir... Bir defa değil, annesinin onun yüzünden ölmesini yani onun katili olduğunu düşünmesinden sonra iki babasını (birisi resmi babası aşçı ve bakkal Alfred Matzerath, diğeri postahanede çalışan ve annesinin anne tarafından akrabası ve sevgilisi olan ve muhtemelen Oskar'ın gerçek babası Jan Bronzki) da düşman eline bile isteye teslim ederek onların da ölümlerine sebep olur. Elde var üç. Kahve almayı reddettiği ve ölüme yolladığı sevgilisi Roswitha, elde var dört vs
Ama Oskar'ı şeytan, bir insan ucubesi yapan bu değil bence. Hiç görmeden aşık olduğu ve hatta bir tesadüf eseri karanlık tuvalette denk gelip karanlıktan yine yüzünü görmeden neredeyse iğfal ettiği maşukuna davranış biçimleri gibi hareketlerdir onu bir ucube yapan.
Böylesi bir insan ne yer ne içer, nasıl yaş alır, hayatını ileride nasıl idame ettirir, aşk hayatı, cinsel tecrübeleri nasıl olur? Bilhassa Nazilerin gün geçtikçe güçlendiği ve sözsahibi olduğu bir ülkede?
Harika bir şekilde anlatmış bize Günter Grass.
Kitabın kolay bir kitap değil. Usta bir anlatım gücü yanında, mistik, abartı ve travmata yaşatacak olaylar sarmalında bulacaksınız kendinizi. Piyasaya çıktığı zamanda aldığı tepkileri de, seneler sonra layık görüldüğü ödülleri de haklı bulacaksınız. Siz, kitap bir pasta bıçağı oldukça ve sizi kestikçe, iki yana ayrılan bir pasta olacaksınız. Tıpkı meleksi masum çocuk ve şeytanımsı canavar Oskar gibi... Tıpkı herkes gibi, tıpkı insan gibi...
O halde soruyu değiştirip şöyle soralım;
Sen insan mısın, ey insan?