Kitaptaki kadın karakter “A” ile derin duygulara sahip kadının benzerliği hissinin kuşatması altında kitabı bir günde okudum. Milena'ya Mektuplar ile benzettiğim tarafları oldu fakat düşündürücü, ilginç farkındalıklar kazandıran, detaylardaki incelikleri seven biri iseniz severek okunacak bir kitap. Ayrıca çok fazla duyguları olan, bir çok aşka tutkuya dair kitap okumuş olsanızda duygu derinliği ve detaylandırmanın inceliğine benden tam not.
Aslında Koleksiyoncu kitabını okumayı düşünüyordum. Birden bire Watsap kitap kulüplerinin birinde John Berger ‘den
“Kısa ömürlü, sonsuzun zıttı değildir. Sonsuzun zıttı unutulanlandır.” alıntısı yayınlandı.
Baktım kitap ismi A'dan X'e ilginç geldi. Başladım okumaya. Bu sebeple kitap okurken ya da bir çok konuda plan yapmıyorum. Bu gibi durumların tesadüf değil, İlahi bir kasıtdan kaynaklı denk gelme olduğunu düşünüyorum.
Duygu derinliği bakımından muazzam saf bir sevgi, gerçek bir aşk hikayesi. A’dan X’e yazılan tek taraflı mektuplar, gönderildiği halde X’in mektupları hiç okuyamamış olması, bazı mektupların yazılmış ama gönderilememiş olması ve mektup bana göre mahremdir. Bugün mektubun yerini alan mesajlar gibi.. Okuyucu olarak tüm mahreme şahit olmak etki bıraktı.
Mektuplar arasında serpiştirilmiş notlara bakıldığında, Dönemin siyasi alt yapısına hakim olanlar bu açıdan da değerlendirme yapabilir.
A’nın X’e hitapları beni en çok etkileyen kısım oldu. Farklı dillerde etkileyici hitaplar kullanmış.
#Yer Aslanım
#Mi Guapo: Yakışıklım (İspanyolca)
#Habibi: Sevgili, aşkım, Sevgilim
#Kanadım
#Mi Soplate: Benim lehim, lambam (İspanyolca)
#Ya Nur
#Hayati
#Kaynakçım
#Mi Golondrino: Kırlangıcım (İspanyolca)
Buradaki hitaplardan hangisi favoriniz?
Ben kanadım ifadesini seçiyorum. Hem kanadın işlevi açısından hem A’nın kendini bir kuş‘a benzetmesi açısından. Kanatsız kuş uçamaz ve kitabın kapak resmini bu ifadeyle özleştirmiş olmam açısından.
Sevgileri, o içlerindeki tutku, aşkları o kadar kuvvetli ki bu kadar derin duyguyu ve anlık yaşamın içerisindeki her anı X kişisi ile bağdaştırması. Gereksiz görünen günlük hayatının içerisindeki konu ve durumlar, X’e olan aşk ile bağdaştırılarak mektuplara aktarımı sağlanmış. Fasulye ile düğmenin benzerliğinin anlattığı pasaj gibi :)
“Düğmelerle fasulyelerin ortak bir noktası var.
Nedir biliyor musun?
İpucu vereyim mi?
Ellerine bak! Başparmaklarına bak!
Fasulyeleri ayıklarken de düğmeleri çözerken de baş parmakların neredeyse aynı hareketi yapıyor!
Bugün fasulye ayıklıyordum.”
Bu pasajı okurken hem gülümsedim hem de cidden kafamda baş parmağımla düğme çözüyormuş ve fasülye ayıklıyormuş gibi aynı hareketi mi yapıyor diye test ettim. Gülümsetti :)
Günümüzde duygu derinliği ne kadar fazla olursa olsun mantığı elden bırakmanın doğru olmadığını düşünerek A gibi bir aşkı yaşamanın çok da mümkün olduğunu düşünmüyorum.