10/10
·200 syf.··
Beğendi
·
2025 249. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2025 00:00
"YARA BENDE" "Bazı vakitler, insanın zamanla derdinin ne olduğunu, zamanın mı insanı yoksa insanın mı zamanı değiştirdiğini sorarım kendime. Bunu veya zamanla ilgili pek çok konuyu her insan arada sırada, belki de sırf laf olsun diye sormuştur kendine mutlaka. Bedenim ve düşüncelerim her gün değişirken ve en küçük değişikliklerin bile farkında olmama rağmen, bir yanımla da geçmişte yaşamaya devam ettiğimi biliyorum." Edebiyat bazen bizi bir yolculuğa çıkarır. Bu yolculuk, kimi zaman kelimelerin içinden geçerek dereye, ekmeğe, gönle ve nihayet yolun, ağıtın ve kuyunun kıyısına varır. Kitap, tam olarak böyle bir yol izliyor: parçaları birleştikçe, kendimizi hem kişisel bir hafızanın hem de toplumsal bir belleğin ortasında buluyoruz. "Her şey senin şu anki yaşına ayak bastığım gün başladı.” İşte böyle başlıyor yazarın anlatısı. Daha ilk satır, bizleri derin bir sorgunun içine çekiyor: Ben kaç yaşındaydım? 9, 13, 17, 25, 43 ya da 70… Hayata yeni mi gelmiştim, yoksa her gün yeniden mi geliyordum? Bu sorular, kitabın atmosferini daha ilk anda kuruyor. Çünkü bu anlatının ne başlangıcı var ne de sonu. Yazar, ortaokul sıralarından bir anıyla açsa da aslında doğumdan son nefese kadar uzanan bir yaşamı konu edinmiş. Ama elimizde tuttuğumuz şey bir günlük değil. Bir baba var; bir de gözleri görmeyen oğul. Baba, görmediği hayatı oğluna bir düş gibi göstermek istercesine ses kayıtları bırakıyor. Biz de o kayıtların metne dönüşmüş hâlini okuyoruz. Bu yönüyle eser, sıradan bir hatırattan ziyade, bir “sesli hafıza” çalışması. Elazığ’ın kokusunu taşıyan topraklar, mahalle kültürü, yerel inanışlar, sokak ağzı, temiz ve kirli tüm düşüncelerin yalın hâli… Hepsi bu anlatının içinde yerini buluyor. Haso, ergenliğe adım atmış, ele avuca sığmayan bir çocuk. Yaramazlıklarıyla köyün büyüklerini sürekli uğraştırıyor; türbelere, zatlara götürülüyor, şifa bulması bekleniyor. Fakat onun dünyasında çok daha fazlası var: bir gün Goncagül’ü görüp çocuk yaşta sevdalanması, bir gün köyün tepesinde bir köpekle karşılaşması… Konuştuğu o köpek, köyün gizemli olaylarıyla iç içe geçiyor ve Haso’nun yaşamına bambaşka bir kapı aralıyor. Roman, köy yaşamının gündelik gerçekleriyle mistik olayları yan yana getiriyor. Hamo dede’nin ölümüyle bile köydeki varlığını sürdürmesi, türbeden kaybolan kemikler, çatı katına kapanan bir baba, akıbeti merak edilen Kör Sabiha, yakılan bir köyden getirilen toprak… Tüm bu sorular, Haso’nun bakış açısıyla büyülü bir gerçekçiliğe dönüşüyor. Yara Bende, köy yaşamını sadece folklorik bir dekor olarak kullanmıyor; insanın iç dünyasını, sırlarını, acılarını ve umutlarını işleyen derinlikli bir roman. Büyülü gerçekçilikle yöresel tadı buluşturan özgün bir eser. Bir baba-oğul hikâyesi, bir kentin, bir mahallenin, bir yaşam biçiminin kaydı. Dinler gibi okuyorsun, hayal eder gibi yaşıyorsun. Kitapla Kalın.
Edebiyat
Yara BendeAbdullah Ataşçı · Everest Yayınları · 2023100 okunma
·
74 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.