Spoiler vardır!
“Dijital panoptikonun sakinleriyse canlı bir iletişime girer ve kendi arzularıyla her şeylerini açık ederler.”
Kitap çeşitli toplum biçimlerinin incelendiği dokuz bölümden oluşuyor: Olumluluk Toplumu, Teşhircilik Toplumu, Apaçıklık Toplumu, Porno Toplumu, İvme Toplumu, Teklifsizlik Toplumu, Enformasyon Toplumu, İfşa Toplumu ve Kontrol Toplumu. Bu dokuz bölüm adeta birbirlerini gerektiren ve devam eden süreçte hepsi kontrol toplumunun bir ögesi görüntüsünü sunmaktadır. İncelemede de her paragraf ayrımı her toplumu ayrı olarak inceleyen kitap alıntıları ve kendi fikirlerimden oluşmaktadır. Çağımızın en büyük hastalıklarından biri olan her şeyi olumlama ve ardından bunun bir ur haline dönüşerek kendi şiddetini oluşturması kitaba sirayet etmiş durumdadır. “Şiddetin Topolojisi” kitabında bu şiddeti ve olumlamanın ur haline dönmesini açıklayan Byung-Chul Han bu kitabında ilk kitabındaki bilgilere sert bir şekilde ihtiyaç duyurmayan bir anlatıma sahip olmasına rağmen ilk kitabı okumak tabii ki de bir artı sağlamaktadır. Çağın hastalıklarını kendi çağının içerisinde tanımlayarak baykuşun gündüz öttüğünü de gösteren Chul-Han bu kitabında teşhirciliği en açık biçimiyle yüzümüze çarpmaktadır.
“Şeffaflık toplumu aynının cehennemidir…Hizaya getirmenin yeni adı: Şeffaflık.” Şeffaflık toplumu bir olumlamayı beraberinde getiren, ötekini kaldırdıktan sonra oluşan boşluğu enformasyonla doldurmaya çalışan ve hiper-iletişim ve hiper-enformasyonu oluşturmak için her şeyi aynılaştıran bir bir cehennemdir. Kültürler ve dile yerleşik olan ifadeler dışlanır, böylece herkes ve her şey birbirine benzer. İnsanın içinde dahi olan gizliliği bir şeffaflık isteği -ilerleyen zamanlarda etik bir sorumluluk olarak kontrol toplumunu oluşturan Rousseou’nun bir ödevi olmaktadır- doğrultusunda yok etmek ve hiper-enformasyon oluşturmak amacıyla mahremiyet sonrası ideoloji talep edilmektedir. Fakat bu ideoloji gerek Freud gerekse de G. Simmel tarafından kitapta olmaması gereken bir gerçeklik olarak kitapta yanlışlanmaktadır. “Olumluluuk toplumunun genel yargısı Like/beğendim’dir.”
“Ayırma (secret, secretus), sınırlama ve kilit altına almanın olumsuzluğu kült değerlerin oluşmasında rol oynar. Var olabilmek için sergilenmiş olmalarının gerektiği olumluluk toplumunda, artık hepsi birer meta haline gelmiş olan şeyler sergi değeri kazanmak uğruna kült değerlerini yitirir.” Alıntıda da belirtildiği üzere teşhircilik toplumu adının gereği olarak saklı kalanın değersiz olduğu ve kült değerinin yok olduğu bir toplumdur. Sergi değeri olmayanın değersiz kabul edildiği teşhircilik toplumu maddeye sergi değeri yükler ve “varlığını sadece ilgi üretmeye borçludur.” der. “İnsan siması” bakışın aurasından yoksun bir “Face”e dönüşür ve teşhire açılır. Teşhircilik toplumu bir saklı olanı açık etme toplumu olduğu için her özne müstehcen bir şekilde açılır ve kendi reklam nesnesi haline gelir.
Esasında başlarken tüm bölümleri ayrı şekilde incelemeyi düşünüyordum fakat bu iki bölümün yeterince heyecan uyandırdığını ve ilerleyen kısım hakkında da bir heyecan kalmasının gerekli olduğunu düşünüyorum. Çünkü “Şeffaflık toplumu haz düşmanı bir toplumdur.” Der Apaçıklık toplumunun ilk cümlesinde. Cazibenin yüksek bir düzeyde kalması için, her öznenin görünürden daha görünür olarak yitip gitmemesi için yorumumu burada kitabın sonuna yazdığım bir notla sonlandırıyorum. Okuduğunuz için teşekkür ederim.
“Özgürlük hiçbir zaman olmadığı kadar flulaşmıştır. Bu flulaşma beraberinde bir akıl karışıklığı ve yol kaybını getirmiştir. Birey özgürlüğünün mahkumu* değil, mahkumluğunun özgürüdür. Bile isteye mahkumdur ve yine bile isteye mahkumluğunda özgürdür.