·517 syf.··Beğendi
···Okunma: 30 Ağustos 2025 14:50 Martin Eden, uzun zamandır okumak istediğim bir kitaptı ve sonunda okumuş olmanın memnuniyeti içerisindeyim ne kadar bittiği için içimde burukluk hissetsem de.
Martin Eden, kitabın başında eğitimsiz, kaba bir denizcidir. Bir takım olaylar sonrasında aristokrat bir aileden yemek daveti alır ve orada aşık olacağı kadınla tanışır. Gözünde onu ilahlaştırır ve hep onu düşünür. Onunla olabilmek için kitaplar okumaya başlar ve durmadan çalışır. Tüm okurlar için bir örnektir aslında insanın neler yapabileceğine dair. Jack London kendisine sorulduğunda böyle bir karakterin gerçek hayatta da olabileceğini söyler ve kendisini de örnek verir. Kitabın içindeki birçok olayın benzerini yazarın kendisi de yaşamıştır aslında. Kitabı okurken her an iniş ve çıkışlarına ve içsel mücadelelerine tanık oldum. En takdir ettiğim özelliklerinden biri hayatındaki kimse ona inanmadığı zaman bile pes etmemesi ve hep devam etmesi. Nihayetinde başından beri savunduğu şeyin aslında boş olduğunu burjuvazinin çoğunun sadece kurallar yığınından ibaret olup düşünmeyen ve de düşünmeye uğraşmayan insanlar olduğunu görünce yıkıldı. Eskiden ait olduğu yere artık ait değildi, fikirleri onu bunun çok ötesine taşımıştı. Diğer taraftan da hiçbir zaman gereken kabulü göremedi ancak şöhrete kavuşunca yapmacık bir yakınlık kazandı. Okuduğumda beni en çok duygulandıran anlardan biriydi; herkes onun bırakmasını, artık yazmamasını söylerken o açken bile umursamazlarken şimdi parası yerinde ve iştahı azken herkesin onu yemeğe davet etmesi.
Aklında hep yer edinecek olan kitaplar olur, benim için Martin Eden öyle.