benim için lanetli olan bir seriye, ilk defa sevmediğim bir kitap için yaptığım incelemeyle veda ediyorum. bu inceleme bolca kötü eleştiri ve spoiler içermektedir.
öncelikle ben bu seriye geçen güz döneminde, ilk kitabının (Tanrıçaların Savaşı) çevirisini görmemle başladım ve mitolojiyi bambaşka bir yerden ele almasıyla içine adeta düştüm. günümüz dünyasında, yunan mitolojisinden tanıdığımız tanrı ve tanrıçaların bir lanete tutulduğunu ve güçlerinin karanlık noktalarıyla yavaş yavaş öldüklerini okuyoruz. onlar bu lanetten kurtulmaya çalışırken çeşitli taraflar oluşuyor, yine mitolojik hikayelerden tanıdığımız bazı anahtar kahramanlarla denk geliyorlar. böylelikle gerçekten duyar duymaz tadından yenmez bir konuya denk geldim sanıyorsunuz. zaten ilk kitap da gayet güzeldi - ki devamının çevrilmediğini öğrenince çok şaşırmıştım.
bir süre önce serinin ikinci kitabına ( Mortal Gods ) da başladım. hem ingilizce okumak için motivasyonum da olur demiştim ama kitap beni adeta afallattı. öylesine serpiştirilen karakterler, havada kalan olaylar, sürekli tekrar eden düşünceler ve aslında hiçbir önemi olmayan bir dolu detayla ikinci kitap adeta hayal kırıklığı oldu benim için. ayrıca karakter dinamikleri de hiç düzgün kurulmamıştı. bir geçiş kitabı olduğunu anlıyorum ama okuyucuyu sadece son satıra olayları bağlayabilmek için bu kadar oyalamak benim gözümde bir başarısızlık örneğidir.
yine de serinin sonunu getirmek istediğim için bu kitaba başladım ancak günlerdir iki satır okuyabilmek için kendimi adeta zorluyorum. yazarın bu kadar iyi bir konuyu bu kitapla harcamasına o kadar üzüldüm ki. temelinde iki durum var: truva ve tanrıların laneti. ancak ikisi de kitabın sonunda inanılmaz havada kalıyor. karakterimiz olan cassandra'nın bile neden "o kız" olduğunu kitap bitince anlamıyorsunuz. (moiralar seni biz seçtik, biz yarattık diyip duruyor ama neden olduğunu hiçbir zaman öğremiyorsunuz. ayrıca apollon ve kassandra meselesi de böylece yabana atılıyor??) kurulan dinamikler nereye bağlandı bilmiyorsunuz. lanet ortadan kalkıyor ama son 5-10 sayfada oldu bittiye geldiği için hiçbir keyif alamıyorsunuz. (moiralarda birine bağlanan laneti bile tam olarak öğrenemiyorsunuz. tamam, hasta olmuş da NEDEN?) kitap boyunca yazarın ters köşe yapmak için farklı düşüncelere çekmeye çalışmasından zaten yorulup bu kadar saçma bir yere bağlanınca kriz de geçiriyorsunuz tabii.
kullanılacak tonla malzeme vardı, inanın. örneğin madem truva karakterlerini kullanacaksın, laneti direkt buraya bağlayabilirsin. akhilleus, hektor, andromakhe ve cassandra karakter olarak karşımıza geliyor ama asıl sorunlara asla odaklanılmıyor. örneğin savaşın çıkma sebebi olan paris ve helen'den bahsedilmiyor, afrodit - hera ve athena'nın seçim şartlarının üstünden şöyle bir geçiliyor, kendi kızını kurban eden agamennon işlenmiyor, akhilleus bile sözde patroklos için kızgın olsa da onu asıl öldürenin paris olduğundan bahsedilmiyor ve hektor'e kızgın kalmaya devam ediyor. (ki bilen bilir, akhilleus asla ihanet edecek de biri değildir ama burada direkt arkadaşlarını satıyor)
hadi diyelim ki bu kısmı kurgulamak zor oldu, tanrıların arasından random kişiler seçilip durmuş. gerçi hephaistos'u okumak beni gerçekten inanılmaz mutlu etti ama... tanrıların aralarındaki bağ bile o kadar kötü yazılmış ki. persephone ve hades mesela? hades yeraltında bile değil, yeraltına giren diğer tanrıların laneti yavaşlamasına rağmen orada yaşayan persephone çürümeye devam ediyor, diğerleri bu kadar kötüleşmeden hermes yatak döşek hasta oluyor vs. hiçbir mantığı yok ve ben o kadar üzüldüm ki, gerçekten yazık olmuş.
sadece 1 bölüm işlenen hephaistos ve seri boyunca 10 repliği olan demeter olmasa kafayı yerdim. hermes ve andie de bir nebze içime su serpen karakterler oldular tabii.
hayatımda bu kadar kötü işlenmiş bir athena daha okumamış olabilirim. bari mitolojik karakterlerin temsillerine iyi baksalardı... üstüne çok konuşmak istemiyorum çünkü gerçekten çok sinir bozucuydu. bir tanrıçaya göre bile falan 15 yaşındaydı.
kassandra içinse hiç yorum yapmayacağım. hayatımda okuduğum en kötü baş karakterdi ve ben wattpadde bile çok daha iyi işlenmiş karakterler gördüm. akılsızlığı yüzünden sinir hastası oldum.
karakter gelişimi, olay örgüsü, bağlar konusunda bu kadar zayıf kalmasına da inanamadım. kitabın dili de o kadar basit ki, okurken "o edebi keyfi" de alamıyorsunuz zaten.
en azından bitti,
hepimize geçmiş olsun.
öptüm.
༄ irida rica ederim. 🥺💗 özellikle mitolojide "bir de şöyle bakalım, ya böyle olsaydı?" üzerine yazılan kitapları ben de çok seviyorum. dikkatini çekerse Alkestis'i okuyabilirsin.