10/10
·203 syf.··
Beğendi
·
2025 384. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 06 Ağustos 2025 00:00
"ÖMÜR SANDIĞIM" "Sen anasız babasız kalmak nedir bilir misin Vali Beğ Amca? Bir hayvan gibi at arabasına yüklenip götürülmeyi bilir misin? Peki ya koruyacak kollayacak kimsen olmadan mal gibi satılmayı? Tırnağını kerpetenle söker gibi kardeşlerin elinden alınırken hiçbir şey yapamamayı? Bunların hepsini ben yaşadım, ben!" Değdiği yeri ustura gibi kesen kuru soğuğun hâkim olduğu o kış gecesi, köhne bir talikada başlayan yolculuk, aslında yalnızca beş kardeşin değil, bir milletin hafızasına sinmiş acıların da yolculuğuydu. Anne ve babalarını kısa aralıklarla kaybeden Feride ve kardeşleri, kaderin onları sürüklediği talikanın içinde, bir sandığa sığdırılacak kadar ağır bir hayatın ilk adımlarını atıyordu. Yazar, kitabında ise tarihin tozlu sayfalarından süzülen ve unutulmaya yüz tutmuş insan hikâyelerine yeniden can veriyor. Feride’nin sandığı, aslında bir hayatın, acıların, ayrılıkların ve kavuşmaların saklandığı bir hafıza mekânına dönüşüyor. Kitap boyunca kardeşlerin yolları kimi zaman ayrılıyor, kimi zaman yeniden kesişiyor. Ancak her bir kırılma, onların ruhunda derin izler bırakıyor. Feride, tüm bu yaşananları bir sandığa kilitlerken biz okurlar da şu soruyla yüzleşiyoruz: “Bir ömür sandığa sığar mı?” 1960-1980 yılları arasında Anadolu’nun yoksul köylerinden birinde geçen bir hayat hikâyesi… Beş kardeş, anne ve babalarını kaybettikten sonra akrabaları tarafından farklı köylere götürülür. Bu süreçte çocuklar, kölelik sistemine benzer bir şekilde para karşılığında satılır; çünkü akrabalarının da hayatı bu paraya bağlıdır. Satıldıkları köyde, en büyük kardeş olan Feride, kardeşlerinden ayrılmamak için direnir; ama ne yazık ki gücü, hayatın acımasız gerçeğine yetmez. Kitap boyunca Feride’nin acı dolu yaşamına tanıklık ediyoruz. Aşkı, zorla evlendirilmesi, sevdiklerinin kaybı ve hayata karşı verdiği amansız mücadele, eserin merkezinde yer alıyor. Feride büyüdükçe, hayatında umut ışıkları belirdiği anda yanında tutamadığı kardeşlerinin trajik sonları onun kalbini yakıyor. Kitapta köy hayatı, fakirlik, acı ve dram öylesine içten betimlenmiş ki okurken kendimizi doğrudan o köyde hissediyoruz. Yerel ağzın kullanımı, karakterlerin yaşadığı trajediyi daha da gerçekçi kılıyor. Feride’nin hayatına eşlik etmek, onun acılarına ortak olmak ve Anadolu’nun geçmişteki yaşam koşullarını tüm çıplaklığıyla görmek isteyen herkes için kaçırılmaması gereken bir eser. Her sayfasında insanı sarsan bu eser, sadece Feride’nin değil; Anadolu’nun binlerce unutulmuş kadınının, çocuğunun, köylüsünün hikâyesi. Yazar, kelimeleriyle geçmişi bugüne taşıyor, âdeta o günleri tekrar yaşatıyor. Eser, adıyla müsemma bir nüktesi barındırıyor; bunu okuyunca anlayacaksınız. Her sayfası ayrı bir yoğunlukla dolu: heyecan, gerilim, hüzün ve dram bir arada. Okuyan herkes, Feride’nin hayatına eşlik ederken aynı zamanda geçmişin acı ve zorluklarını, köy yaşamının çetin gerçeklerini ve insan ruhunun dayanıklılığını görecek. Eserde hüznü, dramı iliklerimize kadar hissediyor; imkânsız aşkı, ölümün soğuk yüzünü, yokluğun sızısını pervasızca yaşıyoruz. Bu eser, yalnızca bir roman değil; bir dönemin yaşam şartlarını tüm çıplaklığıyla gözler önüne seren, unuttuğumuz ya da bilmediğimiz gelenek-görenekleri de gün yüzüne çıkaran bir anlatı. Okurken bir yandan Feride’nin sandığındaki sırların peşine düşüyor, bir yandan da kendi hayatımızın sandığında saklı kalanlara kulak veriyoruz. Kitapla Kalın.
Edebiyat
Ömür SandığımHasan Aşık · Ateş Yayınları · 20248 okunma
·
45 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.