Yılmaz Karakoyunlu ’nun Mor Kaftanlı Selanik romanı, Lozan Antlaşması sonrası Türkiye ve Yunanistan arasında gerçekleşen nüfus mübadelesini hem tarihsel belgelerin titizliğiyle hem de insan ruhunun kırılganlığıyla anlatıyor. Mustafa Kemal, İsmet İnönü, Venizelos gibi dönemin gerçek aktörleri hikâyeye dahil edilirken, esas ağırlık savaşın ve siyasetin gölgesinde kalan sıradan insanların dramına veriliyor. “Dün komşum dediğim, şimdi düşmanım gibi olacak” cümlesiyle dostluğun nasıl bir anda düşmanlığa dönüştüğünü, “Doğup büyüdüğü toprakları terk etmek en büyük acıdır” sözleriyle de göçün aslında bir kimlik ve hafıza kaybı olduğunu derinden hissediyoruz. Karakoyunlu’nun romanı, mübadeleyi yalnızca bir nüfus değişimi değil, hem bireysel hem toplumsal boyutlarıyla ağır bir tarihsel kırılma olarak ele alıyor; bu yönüyle de edebiyat ile tarihin kesiştiği güçlü bir bellek anlatısı ortaya koyuyor.