Sonsuzluğa Nokta: Kaybolmanın Kuytu Yerinde Bir Labirent
Puan vermedi·216 syf.··
2020 1. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 19 Ocak 2020 00:00
Hasan Ali Toptaş edebiyatımızın kurcalanmamış sınırlarında gezinen bir kaşif; Sonsuzluğa Nokta ise onun labirentlerle örülü, her okumada yeni bir çıkmazına denk geleceğiniz başyapıtı. Bu kitap, bir romanın ötesinde, okurun zihninde açılan bir yarık; içine düşüp kaybolmayı, anlam arayışıyla yüzleşmeyi göze alanlar için yazılmış derinlikli bir metin. Toptaş, bu eserinde bizi, hayatın görünen katmanlarının altına, belleğin, zamanın ve benliğin puslu topraklarına götürür. Dil, onun elinde sıradan bir anlatım aracı olmaktan çıkar; bir labirentin tuğlaları, bir rüyanın imgeleri, bir yitikliğin sesi haline gelir. Kitabın merkezinde, adeta bir hayalet gibi hikâyenin içinde süzülen ve varlığıyla yokluğu birbirine karışan bir anlatıcı var. Onun içsel monologları ve kesintisiz bilinç akışı, bizi sarsıcı bir varoluş sorgulamasının tam ortasına bırakıyor. Zaman, bu anlatıda lineer bir çizgiyi takip etmekten ısrarla kaçınıyor; geçmiş, şimdi ve gelecek iç içe geçerek bir bütünün parçalarına dönüşüyor. Sanki her şey aynı anda yaşanıyor ve her an, hem başlangıç hem de son. Bu durum, karakterlerin kimliklerini de belirsizleştiriyor; onlar da tıpkı anlatılan hikâye gibi, sürekli bir dönüşüm ve akış halindeler. Toptaş’ın kelimelerle kurduğu ilişki, bu kitabı okumayı bir deneyime dönüştürüyor. Cümleler, bazen bir nehrin dingin akışı gibi ilerlerken, bazen de bir fırtınanın ortasında savrulan yapraklar misali dağılıyor. Bu üslup, okuru pasif bir alıcı olmaktan çıkarıp metnin aktif bir parçası haline getiriyor. Anlamı yakalamak için çaba sarf etmek, kaybolmaya razı olmak gerekiyor. Kitabın bir yerinde, bu arayışın özünü şöyle hissediyorsunuz: Belki de her şey, hiçbir şeyin peşinden koşmamak için yapılan büyük bir koşturmacaydı. Bu cümle, romanın tüm felsefi yükünü omuzlarında taşıyor adeta. Roman, modern insanın yalnızlığını, aidiyet duygusundaki sarsıntıları ve belleğin ihanetlerini de sorgulatıyor. Toptaş, karakterlerini toplumsal kalıplardan soyutlayarak, onların en insani, en kırılgan yanlarıyla yüzleştiriyor bizimle. Bir başka unutulmaz pasajda, İnsanın içi sometimes öyle bir boşalır ki, en sesli anında bile duyulmaz olur derken, bu koca yalnızlığı ve anlaşılamama halini bir çırpıda özetliyor. Bu, sadece bir karakterin değil, hepimizin zaman zaman hissettiği o derin boşluğun ifadesi. Sonsuzluğa Nokta, kolay okunan, rahatça tüketilen bir kitap değil. Aksine, sizi zorlayan, üzerinde düşünmeye, hatta tekrar okumaya mecbur bırakan bir metin. Toptaş, geleneksel roman yapılarını ve anlatım tekniklerini öylesine ustalıkla deforme ediyor ki, ortaya çıkan eser, edebiyatın sınırlarını zorlayan çağdaş bir şahesere dönüşüyor. Bu kitap, edebiyatla kurduğunuz ilişkiyi yeniden tanımlamanızı sağlayacak güce sahip. Karakter Etkileşimi: Kitaptaki karakterlerden beni en çok etkileyen, adeta bir gölge gibi metnin içinde gezinen ve varlığıyla yokluğu arasındaki sınırı silikleştiren anlatıcı oldu. Onun, belleğin labirentlerinde kaybolmuş, kendi geçmişiyle ve kimliğiyle hesaplaşan ruh hali, modern insanın parçalanmış benliğine dair o kadar güçlü bir metafor ki, her içsel çatışmasında kendinden bir parça bulmamak imkânsız. Bu etki, onun sadece bir karakter değil, aynı zamanda bir ‘durum’ olmasından kaynaklanıyor. "Kaybolmanın da bir yeri vardı elbet, hem de kimsenin bilmediği, kimsenin arayıp da bulamayacağı en kuytu yerde." Hasan Ali Toptaş Sonsuzluğa Nokta İnci Kitap Film
Edebiyat
Sonsuzluğa NoktaHasan Ali Toptaş · Everest Yayınları · 20171,944 okunma
·
50 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.