Ben bu kitabı okurken, bir kadının sadece 24 saatini anlatıyor olmalarına rağmen, onun tüm iç dünyasını, düşüncelerini ve duygularını öyle canlı hissettim ki, sanki yanında duruyormuş gibi oldum. Sabah uyandığında yaşadığı küçük rutinler, düşündükleri ve hissettikleri, gün boyunca karşılaştığı insanlar ve olaylar… Hepsi çok gerçekçi ve samimiydi.
Bence en etkileyici olan şey, kadının kendi içsel dünyasının dışarıdan görünmeyen ama onun için çok gerçek olan yönlerini görebilmemdi. Her küçük detay, her duygu bir anlam taşıyor ve onun bireysel yaşamını, seçimlerini ve değerlerini ortaya koyuyor. Ben bunu okurken kendi hayatımı ve başkalarının yaşamlarını daha dikkatli gözlemleyebileceğimi düşündüm.
Özetle, kitap bana şunu gösterdi: Bir insanın günlük yaşamı sadece rutinlerden ibaret değil; her düşünce, her his ve her an, onun kimliğini ve hayatını şekillendiriyor. Kadının 24 saati, aslında hayatın kendisinin küçük ama yoğun bir yansıması gibi hissettirdi bana. Stefan ZweigBir Kadının Yaşamından Yirmi Dört Saat