Hüseyin Avni Dede ile ilk defa 2 sene önce beyazıtta bir kış günü karşılaşmıştım. Saçı sakalı uzun eski bir paltoyla buz gibi havada oturuyordu. Meczup herhalde dedim geçtim. Daha sonra ne zaman Beyazıt sahaflara gitsem çınarın altında oturur takı ve kitap satardı. O çınara da "tek şekerli çınar" derlermiş. (Sahafların cami tarafındaki girişinde)
Çok sonraları öğrendim ki hep o çınarın altında oturur, münzevi bir hayat yaşar, arada bir sergi açar, gelen geçenle sohbet edip Cem Karaca açtırırmış. Neyzen TevfikOrhan Veli KanıkKüçük İskender gibi isimlerle arkadaşlık yapmış, Durmuş Dede nin oğluymuş. 40 senedir o sahaflar girişinde babasının ve kendisinin kitaplarını satarmış.
Çok tatlı bir dede, yüzünde gözlerinde hayatın yorgunluğu var ama çok pozitif. Beyazıta yolunuz düşerse mutlaka bir merhaba diyin. (Bu arada kitaplarının fiyatı belli değil, gönlünüzden ne koparsa onu kabul ediyor)
Bence şiirleri başarılı değil fakat samimi.