Kayıp Kız, sadece bir gerilim romanı değil bence, aynı zamanda bir evliliğin iç yüzünü çok sert bir şekilde gösteriyor. Kitabı okurken sürekli kimin haklı kimin haksız olduğuna karar vermeye çalışıyorsunuz ama yazar öyle bir oyun kuruyor ki, her seferinde kafanız karışıyor.
Nick’in kararsız ve biraz da kayıtsız tavırları, Amy’nin inanılmaz derecede zeki ama aynı zamanda ürkütücü planları derken, aslında sevgiyle nefretin ne kadar yakın duygular olduğunu fark ediyorsunuz. Roman bir yandan çift ilişkilerini sorgulatırken, bir yandan da toplumun ve medyanın “kusursuz evlilik” algısını eleştiriyor.
Beni en çok etkileyen şey, karakterlerin asla siyah ya da beyaz olmaması oldu. Hepsi çok gerçekçi, hatta bazen rahatsız edici derecede. Belki de bu yüzden kitap bittiğinde “aslında mutlu görünen hiçbir hikâye tam olarak göründüğü gibi değil” diye düşündüm.