Yazarın okuduğum her kitabından ayrı bir tat aldım. Her biri benim için ayrı bir yolculuktu. Bu kitapta da kapağı kapattıktan sonra uzun süre etkisinden çıkamayacağımı biliyorum.
“Belki” Kıbrıs Türklerinin yaşadıklarının çok ötesinde acılar, kayıplar, sıkıntılardan büyük izler bırakacak içinizde bir yerlerde. Büyük bir yara. Kapanması zaman alacak belki de en ufak bir dokunuşta kanayan bir ize dönüşecek, içten içe ince bir sızı bırakacak anılar.
Kitap büyük bir emekle hazırlanmış. Çünkü içerisinde anlatılan bazı detaylar ciddi bir araştırma gerektiriyor. Tüm yokluğunun içinde aşklar da var. O kadar enkazın arasında güzel duygulara rastlamak da güzel oluyor. Ama zaten yaşamın gerçekleri de böyle değil mi? İnsan en kötü ortamda bile devam edebilmek için bazı duygulara sarılmak durumunda. Dolayısıyla içerisindeki hikayenin her detayını çok sevdim. Geçmişi unutmamak adına önemli bir eser olduğunu düşünüyorum diğer yandan. Çünkü tarihsel gerçeklik hiçbir zaman değişmez, yeni baştan yazılmaz. Bu yüzden yaşanılanları hatırlamak gerekir. Elbetteki tüm gerçekliğiyle.
Unutulmamak, hissedilmek, yalnız bırakılmamak ve anlaşılmak dileğiyle bu hayatta.
Okuduklarınızdan çok etkileneceğinize eminim. Belki bazılarını duydunuz ama ilk kez okuyacağınız kısımları da olacaktır. Bir kurgu içerisinde yaşamın gerçekle olan bağı çok acıtıyor. İnsanların yaşadıkları acıların tarif yok. Kelimelerle ifade etmek nedense bana haksızlık gibi geldi şu an yaşananları düşününce. Çünkü ne yazsam az kalacağını biliyorum.
İnsanın insana yaptığı zulmün nedenlerini düşünüyorsunuz en çok okurken. Neden onca şey, ne için? O kadar acının karşılığına bedel olacak en ufak bir neden bile bulamadım düşününce. Keşke insan insanı daha çok sevse bu yeryüzünde…