Gönderi

Nana - Emilé ZOLA
7/10
·560 syf.··
2025 29. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 12 Eylül 2025 19:07
"Bu sabah bir roman okudum, son günlerde pek çok dedikodu yapıldı bu kitap üzerinde, bir yosmanın hayatından söz ediyor." dedi. Sonra başkaldıran bir tavırla sürdürdü: "Yalan bunlarn hepsi. Hem zaten bu pis edebiyattan çok tiksiniyorum ben; sözde bu yeni akım, her șeyi olduğu gibi, doğal haliyle anlatıyormuş. Söylenecek șey var, söylenmeyecek şey var! Hem canım, roman dediğin, insana bir saatlik hoş vakit geçirtmek için yazılmış değil midir?" Emile Zola bir paragrafla hem kitabı hem de natüralizm akımını anlatıp üstüne koca bir Paris'i de Nana'nın yatağından geçirdi. Helal Olsun! Nana'nın dediği gibi "Söylenecek söz var, söylenmeyecek söz var canımın içi." Edebiyatı böyle pis konulara bulaştırmasını çoğunlukta hoş karşılamayanlar olacaktır elbette. Fakat buradaki mesela Nana'nın sevgilileri değildi hiçbir zaman. Nana; her erkeği bir tavuk gibi yolup beş parasız bırakan bu kadın en sonunda elde ettiği her erkeği meteliğe kurşun atacak hale getirip başından savıyordu. Hatta ona para bulmak için yolsuzluk yapan mı dersin, ordunun kasasından çalanlar mı dersin, abisine düşman olanlar, batanlar, ölenler... İstisnasız herkes bu ahlaksızlığa bulaşıp çöktü. Emile Zola da sanırım Fransa'nın o dönemdeki ahlaki çöküşünü para ve cinsellikle ilişkilendirip son derece "doğal bir üslupla" bu romanı yazmış. Bu kadar doğal, bu kadar her hâli yazmak nasıl bilemiyorum ama okumak gerçekten zordu. Öleceğini bilmeme rağmen Georges'a çok üzüldüm. Rose ise beni şaşırttı. Bu kadar nefret edip sonra hastalandığımda üç gün üç gece başımda bekleyen düşmanım olursa zehir olsa yutarım. Siz de yutun, tabi böyle bir şey mümkünse.
Araştırma-İnceleme
NanaEmile Zola · Can Yayınları · 20205,5bin okunma
·
74 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.