Gönderi

Fatih

, bir kitap okudu
Puan vermedi·401 syf.··
3 günde okudu
·
2025 39. kitabı
Şule Gürbüz
8.7/10 · 1.011 okunma
·
263 Gösterim
62 Yorum
Demin, ânın hikâye olduğunu yani geçmiş, çoktan bitmiş bir hatırlatma olduğunu ânın bu hatırladığı âna denk düştüğünü an içinde gördü, an içinde kaybetti.
İnkâr edilen, rafa kaldırılan her mazi kafese tıkılmış hayvan gibi oluyor, daha onu gezer, otlar, temas ederken gören olmuyordu. Öldüğünde de mazisi ile ölen ve gerçekten unutulmaya dönen bir canlı türü oluyordu.
Kendini gerçekten beğenmek ne zordu, hatta imkânsız. Bu kendini beğenenlerin daha hiç kendileri ile uzaktan olsun bir temasları herhalde olmamıştı.
Ne yapacağı o kadar belirsiz ve kendini o kadar ayaklarından da başından da uzakta hissediyordu ki ayağıyla uzaklaşamadığına kafayla da mesafe alamadı.
Ortaya çıkmışların, en bilinen sanatkârların, adı en çok anılan düşünürlerin kaybolanların, yani kendini sunmaya tenezzül etmeyenlerin yanında bir hiç olduklarını bilip buna da and içmeli. Ben içiyorum. Ve bu içtiğim beni sarhoş ediyor. Hiçbir asıl meydanda, görünürde değildir ki, değil mi? Meydan burası degil ki? Burası giz yeri, giz. Burası bildiklerinin nihayette yanlışlanacağı yer değil mi?
Reklam
Rüyanı yorumlamak istersen kendine bak, hayatını görmek istersen kendine bak, ahirette ne olacağım diye merak ediyorsan kendine bak.
Yorum yapabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir.