·210 syf.····Okunma: 13 Eylül 2025 21:03 Yaşamak benim için kolay kolay unutamayacağım bir okuma deneyimi oldu. Hayatımda beni bu kadar derinden sarsan, içime işleyen çok az kitap olmuştur. Yoksulluk, kayıplar, çaresizlik, bütün bunların arasındaki yaşam mücadelesi öylesine yalın ve güçlü bir dille anlatılmış ki hissettiklerimi tarif etmek gerçekten zor.
Başlarda Fugui’ye çok kızdım. Kumar tutkusu yüzünden ailesinin mal varlığını tüketen, sorumsuz bir adam olarak tanıyoruz onu. Ama zamanla yaşadığı kayıplar, ölümler, geçim sıkıntısı derken bambaşka birine dönüşüyor. Artık tek amacı ailesine tutunmak, onlarla birlikte ayakta kalmak oluyor. Fugui’nin bu dönüşümünü okumak hem acı verici hem de çok etkileyiciydi.
Roman sadece bir aile hikâyesi değil aslında, Çin’in çalkantılı bir dönemini de arka planda yansıtıyor. 1940’lardan 1970’lere kadar uzanan yıllarda insanlar sürekli tarım ve hayvancılıkla ayakta kalmaya çalışıyor. Toprak reformları, iç savaşın etkileri, sonra da köylülerin hayatını doğrudan değiştiren devlet politikaları var. Yazar bunları uzun uzun tartışmıyor ama karakterlerin yaşadığı sıkıntılardan, geçim derdinden, kayıplardan o dönemin ağırlığını hissediyorsunuz.
Kitap bana en çok şunu düşündürdü: Onca acıya, kayba, çaresizliğe rağmen insan yaşamaya devam ediyor. Belki de “yaşamak” dediğimiz şey tam da bu; hiçbir şey yolunda gitmese bile nefes almaya, direnmeye devam etmek.
Yaşamak, hem hüzünlü hem de hayatın değerini hatırlatan bir roman. Benim için kolay kolay etkisi geçmeyecek bir kitap oldu.