Oruç AruobaZilif kitabında kızına yazmış olduğu mektupta hem kendini tanıtmış hem de kendiliğinin kemik oluşumları hakkında bilgi vermiştir. Ve bu kendilik oluşumu bağlamında kızının da kendiliğinin oluşmasını, kendiliğini keşfetmesni ve kendi kendinin hem efendisi hem de kölesi olması noktsında bir kendilik bilinci ortaya koymuştur. Bu bağlamda bir kendilik bilincinin inşa süreçlerinde; bireyin kendiliği, toplumun dışlaması ve dışlanması, toplumun hem iç hem de dış etki-tepki formlarıyla örtüşmemesi bağlamında kendi kendiliğini açığa çıkardığını anlatmıştır. Bu anlatıda psikolojik, felsefi ve sosyolojik nosyonların hem öncül olarak hem de ardıl olarak nasıl doğup-öldüğünü gsötermiştir. Çünkü Oruç AruobaZilif yazarken son satırlarda da anlattığı gibi ölmek üzere olduğunu kaleme almıştır.
Kısacası birey kendi done ve noktlarını, form ve çeperleri, eylem ve teori dinamiklerini öznel bir çaba ve gereksinimle gerçekleşeceğini, bu gerçekleşmenin getirisi ve götürüsü olarak toplum-birey çatışmasının oluşabileceğini, onay-red ikiliğinin ortaya çıkabileceğini söylemiştir. Ve kızına en başta söylemiş olduğu 'benim kızım insan olucak' sözünden harektele her şeyden önce insan olmanın ve bu insan olmanın farkındalığı olmasının gerekliliğini hatta acı vereceğini de söylemiştir.
Sonuç olarak ZilifOruç Aruoba tarafından bir kendilik ve insan olma çabasının getirisi ve götürüsü üzerinden neden-sonuç ikiliğinden bakılda tercih hakkının bireyin kendilik bilincinde olduğunu ve bunu yaparken toplumun tarafından red alabileceğini anlatmıştır. Bu anlatışta hem kendini hem insan olmanın farkındalığını hem de toplumsal algı ve formla başa çıkmasını gerektiğini söylemiştir.