Ray Bradbury, Fahrenheit 451'i yaşadığı dönemin siyasi ve toplumsal durumlarından etkilenerek yazmıştır. Bunu kitabın çoğu noktasında hissedebiliyorsunuz. Örnek olarak, o dönemdeki televizyonun topluma etkisi, günümüzde sosyal medyanın etkisine benzer şekilde ele alınır. Buda kitabı 1950'ler de yazılmış olmasına rağmen halen güncelliğini koruyan bir kitap haline getiriyor. Tabi ki de kitapta anlatılan olaylar bir televizyondan ibaret değil.
Bradbury'nin kurguladığı bu dünyada itfaiyeciler yangın söndürmez, aksine kitap yakarlar. Kitapların suç unsuru sayıldığı, sorgulamanın ve bilginin tehlikeli görüldüğü bir toplumda bireysel özgürlük ve düşünce sistematik olarak yok edilir. İnsanların düşünmemesi o kadar çok hedeflenir ki yaşamları içerisinde düşünecek vakit bırakmamaya çalışılır. Bir arabayı 150 km/s in altında kullanmak yasaktır çünkü yavaş sürersen düşünecek vaktin olur, evdeki televizyonlar bir duvarı kaplayacak büyüklüktedir ve sürekli açıktır çünkü saçma programlar izlerken düşünmezsin. Bu ve bunun gibi düşünme ve sorgulama engelleyici kurallar vardır. Bunlardan en büyüğü de kitaplar hiçbir şekilde var olamaz. Kitap bulundurmak dahi bir suçtur ve bu öğrenilirse evin kitaplarla birlikte yakılır.
Böyle bir dünyada ana karakterimiz Montag bir itfaiyecidir. Belki hayatı boyunca binlerce kitap yakmıştır bu sayede. Kitapların özgürce okunabildiği ve yasak olmadığı dönem hakkında herkesin olduğu gibi onunda bir bilgisi yoktur. Montag'ıın, rutin bir kitap yakma görevi sırasında yaşadığı bir deneyim, onda sorgulamaların tohumunu atar. Bu küçük kıvılcım, karakterin hayatında büyük bir dönüşümün başlangıcı olur. Bu dönüşüm onun sonu mu olucaktır yoksa kurtuluşu mu olucaktır, buna başından geçen olaylar silsilesinin sonunda hep beraber tanık oluruz.
Ray Bradbury bu eseriyle düşünce özgürlüğünün, sorgulamanın ve kitapların değerini altını çizerek okuyucuya iletmeye çalışmıştır. Roman, kitapların ve düşünmenin yok sayıldığı bir dünyayı tasvir ederek aslında özgürlüğün ne kadar kırılgan olduğunu gösteriyor. Kitabın başlarında yaptığı metaforlar ve kendi kafasında kurduğu dünyayı anlatmasından ötürü okumakta biraz zorluk çekilebilir ama okudukça kitabın döneminin ötesinde olup günümüz toplumuna ayna tutması, kitabı bir noktadan sonra sürükleyici bir hale getiriyor.