Hikâye keyifli ve komik devam ederken bir anda duygusal ya da romantik bir hâl alabiliyor, ardından hüzünlü bir seyre dönüşebiliyor. Bazen tahmin edilebilirken bir anda beklenmeyen olaylarla şaşırtıyor; düşündüren ve merak uyandıran, heyecanlı bir akışa bürünüyor. Bu iniş çıkışlarla okur yalnızca okuyan değil, adeta hikâyenin ortağı hâline geliyor.
Lucky ismi “şanslı” anlamına geliyor. O bir Doberman. Ama çevresindekilerin ifadesiyle; sahip olmayanın pişman, sahip olanın çok pişman olduğu bir köpek. Onu “puşt, dalavereci, üçkâğıtçı, yılan ruhlu, ispiyoncu, yalancı, şerefsiz ve haysiyetsiz” diye tanımlıyorlar. Peki, okuduğunuzda size göre Lucky nasıl bir köpecik? Karar sizin. Köpeküstü olan Lucky’nin özlü sözleri bile var!
Kurdun köpekten farkı, çağırıldığı zaman asla gelmemesidir!
LUCKY s.286
Sezgin Kaymaz ’ın mizah duygusunun arkasında aslında derin bir melankoli var. Çünkü insanın yapmaya eğilimli olduğu şeyleri bir hayvanın asla yapmadığını bizlere gösteriyor. Bu da ironiyi keskinleştiriyor. Kitabın mizahi tonu aslında insana yönelik ince bir sitem. Alttan altta bir eleştiri barındırıyor. Gülümsetirken düşündürüyor. O yüzden okur hem hafif bir tebessüm hem de boğazında düğümlenen bir duygu ile baş başa kalıyor. Yazarımız hayatın sillesini yiyen, tutunamayanları çok iyi tanıyor ve resmediyor.
Hayvan olmak için mükemmel olmak lâzım!
NIETZSCHE s.337
Okurken konuların birbirine bağlanması ve olayların zihne çağrışımlarla akması, anlatının sadece bir öykü olmaktan çıkıp bir bilinç akışı gibi hissedilmesini sağlıyor. Yazar, güçlü duyguları ve düşünceleri öyle bir ritimle veriyor ki okur kendini bir olayın içinde değil, olayların iç içe geçtiği, birbirini çağıran bir duygu zincirinin tam ortasında buluyor. Bu bütünlük hem zihinsel hem de duygusal bir yoğunluk yaratıyor; okur bir sayfada gülümserken bir sonraki sayfada boğazı düğümlenebiliyor.
Hikâyenin olay örgüsü tam anlamıyla bir matruşka gibi. Her katmanı açtığınızda yeni bir yüz, yeni bir ayrıntı, yeni bir konu beliriyor. Sanırım “bu kadar” derken bir başka katman ortaya çıkıyor. Aç aç bitmiyor. Bu yapı yalnızca merakı diri tutmuyor, aynı zamanda insan zihninin katmanlı hâlini de hatırlatıyor. Olaylar iç içe geçtikçe hem anlatının hem de hikâyenin iç dünyasında derinliklere doğru çekiliyoruz.
Fena bir absürt mizah var. İsimler bir anda değişebilir, olmayan olaylar bir anda oluverebilir. Bu şaşkınlıkla kahkahayı patlatabilirsiniz. Hızlı tempo, kısa cümleler ve tekrarlarla ilerleyen konuşmalar sahneyi bir anda tiyatral bir havaya sokuyor. Sanki bir oyun izliyormuşsunuz gibi.
Kitabın incelemesini yaparken özellikle konuya değinmedim. Çünkü Sezgin Kaymaz’ın asıl gücü, yarattığı karakterlerde ve o karakterlerin iç içe geçişlerindeki ustalıkta gizli. Yine böyle bir edebiyat romanı okumuş oldum. Kaymaz okurları zaten severek okuyacaktır; yazarla henüz tanışmamış olanlar içinse bu kitap, hem güçlü bir eserle hem de çok özel bir yazarla tanışma fırsatı sunacaktır.
Tünaydınlar 🌟 Kendinizi Lucky hissetmenize çok sevindim😄🤭, ben teşekkür ederim🙏. O zaman geriye bir tek hikayeyi okuyup Lucky’nin hissettiklerini ve hissettirdiklerini hissetmek kaldı demek 😊
Müthiş Zindankale incelemenizden sonra yazarla tanışmıştık çokta sevdim ama sizin kadar hızlı okuyamadığım için yetişemiyorum size🤭 baya geridende olsa sizi takipteyim😄. Bu güzel inceleme için teşekkür ederim.
Çok teşekkür ederim 😊🙏. Evet, kesinlikle! Serinin ikinci kitabı Farfara 'yıda okuyup hikayeyi tamamlayacağım; Lucky’nin kızı neler yapacak, göreceğiz 😊.