Göç
Göç
Bir yolculuk var, gidiyoruz sırtımızda çulumuz.
Yalınayak, baldırımız çıplak, sefil bir haldeyiz.
Vurduk kendimizi sarp kayalıklara,
hiç beklemiyorken amansız.
Vakit gece.
Kurtlar uluyor dört bir yanda.
Yarı aç, yarı tok bebeklerimiz;
memesinde sütü kesik anaların.
Islak yollar çamura dönüyor.
Bu yolculuk bir sürgün, bitmek bilmiyor.
Göçüyoruz aç, susuz,
yok bizim kimsemiz.
Uzuyor karanlık,
korkular büyüyor.
İnce patikalarda ömrümüz solarken
saman alevleri yanıyor dört bir tarafta.
Tüfek sesleri duyulurken
barut kokuyor dört bir yanımız.
Yol, yokluk içinde sürüp gidiyor…
Kendimizden uzaklaşıyoruz.
Kimiz? Neyiz?
İnanın, adını bile unutuyor insan.
Vay anam, vay benim garip anam…
Mezarlar kalıyor ardımızda,
soluklar kesiliyor bir bir.
Işıltılı yıldızlar kayıyor gökyüzünde,
dumanlar karışıyor hatıralara, anılara.
Yaşadıklarımız kalıyor ardımızda.
Bu göç koparıyor köklerimizi,
öldürüyor tüm emeklerimizi.