Gönderi

Leylim Leylim - Ahmed Arif
9/10
·207 syf.··
Beğendi
·
2025 134. kitabı
·
13 saatte okudu
·
Okunma: 21 Eylül 2025 00:12
Bu kitap, karşılıksız bir aşkın ve büyük bir sevginin mektuplarıydı. Tek taraflı da olsa, içinde aşk taşıyan her duyguya saygı duymak gerekir. Mektuplar, geçmişte yaşanmış en samimi duyguların bellekleridir. Leylim Leylim, Ahmed Arif’in 1954-1957 yılları arasında, büyük bir aşkla bağlandığı Leyla Erbil’e yazdığı mektuplardan oluşur. Ne yazık ki, Leyla Erbil’in Arif’e yazdığı mektuplar günümüze ulaşmamıştır. Bu yüzden bu aşkı yalnızca Ahmed Arif’in gözünden, onun kaleminden tanıma şansımız oluyor. Belki de bu eksiklik daha iyidir. Çünkü Erbil’in bu aşka hiç karşılık vermemiş olmasını mektuplarında görmemiz, bizleri daha da üzebilirdi. Leylim Leylim, yalnızca bir aşk hikayesi değil, aynı zamanda bir şairin iç dünyasına, yaşadığı dönemin siyasi ve toplumsal baskılarına da tanıklık eder. Ahmed Arif’in dili sade, süssüz ama yürektendir, kelimeleri içimize işler. Bazı yerlerde duyguların yoğunluğu ve yaşadığı öfke nedeniyle küfre de etmiştir ama tüm bunlar içtenliğinden bir şey eksiltmez, aksine gerçekliğini artırır. Arif, düşüncelerinden ve “33 Kurşun” adlı şiirinden ötürü yargılanmış, hapis yatmış, bir dönemin devrimcilerine uygulanan işkencelerin merkezi olan Sansaryan Han’da ağır işkencelere maruz kalmıştır. Mektuplar ilerledikçe, büyük bir aşk yavaş yavaş kabullenişe dönüşüyor. Ahmed Arif için sevilmekten çok sevmek daha ağır basıyor. Bu eser, yalnızca bir aşk mektupları değil, aynı zamanda bir adamın özlemini, yalnızlığını ve hayata karşı duruşunu anlatıyor. Bu kitabı okumak isteyenlere Hasretinden Prangalar Eskittim kitabını da tavsiye ederim. Bu eser Ahmed Arif'in yaşarken basılan tek kitabıdır. Bir çok kez basımı yapılmış harika bir şiir kitabıdır. Ve nihayetinde, sevdiği kadın başkasıyla evlenince, artık hiçbir umudu kalmayınca, Ahmed Arif son mektubunda Leylasına şöyle veda ediyor: "Güzellik, sağlık ve mutluluğunun sonsuz olmasını dilerim." Kitaba 8.7/10 puan veriyorum.
Leylim LeylimAhmed Arif · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201318,6bin okunma
··
686 Gösterim
2 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Ben de size ve tüm kitapseverlere sağlık ve mutluluğun sonsuz olmasını dilerim... 🌹🙏
♛hakan♞kutlu♛
Gönderi Sahibi
Çok incesiniz Nesrin Hanım. Ziyadesiyle bilmukabele çok teşekkürler 🌷✨
♛hakan♞kutlu♛
Gönderi Sahibi
33 Kurşun / Ahmed Arif Bu dağ mengene dağıdır Tanyeli atanda Van'da Bu dağ nemrut yavrusudur Tanyeli atanda nemruda karşı Bir yanın çığ tutar, Kafkas ufkudur Bir yanın çığ tutar, Acem mülküdür. Doruklarda buzulların salkımı Firari güvercinler su başlarında Ve karaca sürüsü, Keklik takımı.... Yiğitlik inkâr gelinmez Tek'e-tek döğüşte yenilmediler Bin yıllardan bu yan, bura uşağı Gel haberi nerden verek Turna sürüsü değil bu Gökte yıldız burcu değil bu Otuzüç kurşunlu yürek Otuzüç kan pınarı Akmaz, Göl olmuş bu dağda.... Yokuşun dibinde bir tavşan kalktı Sırtı alaçakır Karnı sütbeyaz Garip, ikicanlı, bir dağ tavşanı Yüreği ağzında öyle zavallı Tövbeye getirir insanı Tenhaydı, tenhaydı vakitler Kusursuz, çırılçıplak bir şafaktı Baktı otuzüçten biri Karnında açlığın ağır boşluğu Saç, sakal bir karış Yakasında bit, Baktı kolları vurulu, Cehennem yürekli bir yiğit, Bir garip tavşana, bir gerilere. Düştü nazlı filintası aklına, yastığı altında küsmüş, Düştü, Harran ovasından getirdiği tay Perçemi mavi boncuklu, Alnında akıtma Üç topuğu ak, Eşkini hovarda, kıvrak, Doru, seglâvi kısrağı. Nasıl uçmuşlardı Hozat önünde! Şimdi, böyle çaresiz ve bağlı, Böyle arkasında soğuk namlu Bulunmayaydı, Sığınabilirdi yüceltilere.... Bu dağlar, kardeş dağlar, kadrini bilir, Evvel Allah bu dağlar utandırmaz adamı, Yanan cigaranın külünü, Güneşlerde çatal kıvılcımlanan Engereğin dilini, İlk atımda uçuran Usta elleri..... Bu gözler, bir kere bile faka basmadı Çığ bekleyen boğazların kıyametini Karlı, yumuşacık hıyanetini Uçurumların, Önceden bilen gözleri..... Çaresiz Vurulacaktı, Buyruk kesindi, Gayrı gözlerini kör sürüngenler Yüreğini leş kuşları yesindi.... Vurulmuşum Dağların kuytuluk bir boğazında Vakitlerden bir sabah namazı Yatarım Kanlı, upuzun..... Vurulmuşum Düşüm, gecelerden kara Bir hayra yoranım çıkmaz Canım alırlar ecelsiz Canım alırlar ecelsiz Sığdıramam kitaplara Şifre buyurmuş bir paşa Vurulmuşum hiç sorgusuz, yargısız Kirvem, hallarımı aynen böyle yaz Rivayet sanılır belki Gül memeler değil Domdom kurşunu Paramparça ağzımdaki..... Ölüm buyruğunu uyguladılar, Mavi dağ dumanını Ve uyur-uyanık seher yelini Kanlara buladılar. Sonra oracıkta tüfek çattılar Koynumuzu usul-usul yoklayaıp aradılar, Didik-didik ettiler Kirmanşah dokuması al kuşağımı tespihimi, tabakamı alıp gittiler Hepside armağandı acem evinden..... Kirveyiz, kardeşiz, kanla bağlıyız Karşıyaka Köyleri, obalarıyla Kız alıp vermişiz yüzyıllar boyu, Komşuyuz, yaka yakaya Birbirine karışır tavuklarımız Bilmezlikten değil, fukaralıktan Pasaporta ısınmamış içimiz Budur katlimize sebep suçumuz, Gayri eşkıyaya çıkar adımız, Kaçakçıya Soyguncuya Hayına...... Kirvem, hallarımı aynen böyle yaz Rivayet sanılır belki Gül memeler değil Domdom kurşunu Paramparça ağzımdaki...