·543 syf.····Okunma: 10 Mayıs 2023 00:00 Kavgam, muhtemelen birçok insanın yaptıklarından dolayı kurşuna dizilmekten memnuniyet duyacağı bir adamın yazdığı bir kitap. Belki siz de buna katılabilirsiniz, ancak bu hislerin ardında ne yattığını bilmek de önemlidir. İncelemelerin önemli bir kısmı, yazarın kitabından çok tarihsel "hamlelerini" yargılamak veya kitabı sadece yazar hakkındaki tek doğru, ya da daha doğru ifadeyle kafalarındaki sert değerlendirmeyi doğrulamak için okuyan, gülünç bir tavra sahip kişilerin yazılarıyla dolu. Her türlü durumda da, bu saçmalık! Adolf Hitler'in kim olacağına dair şüphe yokken, acımasız eylemlerinden çok önce ne ilan ettiğini ve ne düşündüğünü kaynağından kendiniz kontrol etmemek asıl ahmaklıktır.
Bu kitabı her zaman okumak istemiştim. Sanırım bunun başlıca sebebi tarih öğretmeni olmam ve birçok ülkede yasaklanmış olmasıydı. Siyasi bir manifesto olduğu için zar zor bitirdim. Neyse ki askerde nöbet vardiyalarım sırasında okudum da kitabı daha az sıkılır hale getirdi. Ama kitabın otobiyografik bölümleri bir nebze olsun kurtarıyor. Sonunda bitirdiğimde ise, özel bir kitap olmadığını fark ettim. Sadece bir otobiyografi daha. Hitler önce gençliğini anlatıyor, sonra da memleketinde işlerin neden bu kadar kötü olduğuna dair düşünmeye yer bırakıyor. İkinci bölüm ise çok daha zor okunuyor; kampanya sloganları, parti programları ve parti içi çekişmelerle vs dolu.
Kitabın kendisi vasat halde ancak Hitler'in Almanya'ya ve I. Dünya Savaşı sonrası siyasi ve ekonomik duruma yönelik tutumunu iyi bir şekilde tasvir ediyor. İlginç bir şekilde, görüşlerini doğrudan Yahudi karşıtlığına değil, başlangıçta Marksizme yönelttiği sert eleştiriler üzerine kuruyor ancak daha sonra bunu Siyonizm ve dünyanın tüm kötülüklerini haklı çıkaran "uluslararası Yahudi"nin güçlü rolüyle ilişkilendiriyor. Fakat Hitler'in Yahudiler hakkındaki ilk şüpheleri ve daha sonra bu insanlara karşı duyduğu nefretin kademeli olarak gelişmesi özellikle ilgi çekicidir. Çünkü Hitler kitapta, Yahudilerin Alman ulusundan nasıl sorumlu tutulabileceklerini anlamadığı için başlangıçta Yahudilerin kötülenmesine karşı çıktığını belirtiyor. Bununla birlikte, kitleleri mobilize edebilmek adına Marksist söylemin bazı antikapitalist ve devrimci unsurlarını araçsallaştırdığı açıktır. Bu sayede hem sınıfsal öfkeyi canlı tutmuş hem de bunu ulusal bir çerçeveye oturtarak Alman kimliğiyle uyumsuz gördüğü unsurları hedef gösterebilmiştir. Hitler'in bir diğer belirgin özelliği de Alman çıkarlarına ilişkin Makyavelci yaklaşımıydı. Ona göre, toprak genişlemesi, diğer ulusların pahasına Almanya için kaynak güvencesi sağlamak adına arzu edilir. Ancak beni özellikle ilgilendiren şey, uluslararası sermayeye ve finansörlere karşı çıkmamız gerektiği fikriydi. Bu sorun bugün her zamankinden daha fazla mevcut olduğu için bu konuya özellikle ilgi duydum. Bu söylemin, özellikle antisemit teorileriyle iç içe geçtiği noktalardan bağımsız olarak, Hitler’in kitle psikolojisini ve modern toplumda iktidarın yalnızca görünür siyasi aktörlerde toplanmadığına dair yaygın algıyı erken bir dönemde fark etmiş olduğu gerçeğini değiştirmez. Günümüz dünyasında, körler ve sağırlar bile politikacıların hiçbir şeye karar vermeyen kuklalar olduğunu anlıyor -lütfen, bizim ak hacı dayılar ve rozet atatürkçüsü teyzelerimiz buraya dahil değil. :)- ve bu nedenle çoğu, dünyadaki değişikliklerin sözde uluslararası sermaye, küreselciler veya ne derseniz deyin, onlar tarafından yapıldığını varsayıyor. Bu, politikacıların ötesinde bir güç. Hitler'in toplumda bir örgüt kurmak ve o örgütün insanların kalbini kazanması için tam olarak propagandanın önemini ve biçimini vurgulaması açısından ne yapılması gerektiğini biliyordu. Bu konuda inkar edilemez bir yeteneği vardı. Hitler olağanüstü yetenekli bir konuşmacıydı, ancak çok kötü bir yazardı. Çünkü dilin kendisi karmaşık, üslup sıkıcı ve çok sayıda tekrar içeriyor. Okuması son derece zor.
Özetle Kavgam kitabı, bir yaşam rehberi, edebiyat eseri veya herhangi bir kurgu olarak değil; bir tür tarihsel kaynak olarak okunmalıdır. Tamam, tarihsel olarak tartışmalı bir figür tarafından yazılmış, ancak kitabın kendisi okuyucunun dünya görüşünü değiştirecek güce sahip değil. Sadece Hitler'in 1920'lerdeki görüşlerine oldukça iyi bir genel bakış sağladığı için değerli bir kitaptır. Ne yazık ki, herkes tarihi içindeki görüşleri övmeden okuyamaz, bu nedenle "okumadım" veya "Holokost gerçekleştiren ırkçı, okumayın" gibi aptallardan gelen anlamsız yorumlar ortaya çıkıyor. Bu kitap milyonlarca insanın ölmesinden sorumlu biri tarafından yazılmış olmasaydı, okuyucuların dikkatini çekeceğinden şüpheliyim. İncelememi eski bir şakayla bitireceğim: "İnsanların öldürülmesine sebep olan en çok dört kitap hangisi? İncil, Kur'an, Tevrat yoksa Kavgam mı?"
https://1000kitap.com/gonderi/218142021