Devlet Ana, Osmanlı’nın kuruluş hikâyesini edebiyat, sosyoloji ve tarihle başarılı bir şekilde harmanlayan bir roman benim gözümde. Hikayeye salt “kahramanlık destanı” olarak bakmak biraz sığ kalır. Aksine, devlet kurma sürecinin arkasındaki sosyo-ekonomik, kültürel ve ideolojik dinamikleri çözümlemeyen bir roman.
Kemal Tahir, aslında akademik bir tarihçi değildir; daha ziyade tarih felsefesi yapan bir edebî tarihçidir. Olayları tek tek nakletmek yerine, Osmanlı’nın ortaya çıkışını toplumun farklı katmanlarına yayar. Bacıyan-ı Rum’dan gazi alplerine, ahi teşkilatından derviş zümrelerine kadar pek çok toplumsal unsur, kuruluş sürecinin asli aktörleri olarak resmedilir. Yani devletin doğuşunu tek bir “büyük adam” mitine indirgememiş. Aksine, bireylerin ötesinde kolektif bir iradeyi ön plana çıkarmış. Osman Gazi bir semboldür, ama esas kurucu irade, köylünün sabanı, ahi esnafının terazisi ve bacıların örgütlülüğüdür. Bu açıdan Kemal Tahir’in tarih bilgisine hayran kaldım. Kullandığı dönem dili, deyimler ve kültürel göndermeler, bence bir edebiyatçının hayal gücünden fazlası, sıkı bir arşiv araştırmasının ürünü olduğu çok açık. Ayrıca dönemin dili ve üslubu öyle ustalıkla yedirilmiş ki, kendimi 13. yüzyıl Osmanlı Anadolusunda buldum. Merak etmeyin lan, Osmanlı torunu falan olmadan bitirdim kitabı ahshshhs
Hülasa Devlet Ana, Türk edebiyatında tarihsel bilinç yaratma çabasının zirvelerinden biridir. “Osmanlı güzellemesine ne gerek vardı” küçümsemesi yapan tipik ılık götlü okurlardan değilseniz, kesinlikle okumanızı tavsiye ederim.
#75064988